Eylül 2020’de, Dijital İtalya Ajansı (AGID), 7 Haziran 2021’den itibaren yürürlüğe girecek olan elektronik belgelerin oluşturulması ve muhafazası konusundaki yeni gereklilikleri açıkladı.
İtalya’daki Elektronik Belgeler
AGID, İtalya’nın dijital gündeminden ve BT sistemlerinin kendi aralarında karşılıklı çalışabilir olmasını sağlamak için yasalara eşdeğer yönergeler ve teknik kurallar oluşturmaktan sorumludur. Yükümlülüklerinden biri, elektronik belgelerin oluşturulması, yönetimi, korunması ve saklanmasına ilişkin teknik kurallar belirlemek ve tesis etmektir.
İtalya’da e-belgeleri düzenleyen yasalar, Dijital Yönetim Kanunu, CAD’in (IT: Codice dell’amministrazione digitale) yayınlanmasıyla birlikte 2005’ten beri mevcuttur. CAD, kamu idaresi tarafından ve bazı durumlarda bireyler arasında teknolojinin kullanımına ilişkin temel kuralları ana hatlarıyla belirler. AGID’e, bir e-belgenin oluşturulmasından kalıcı olarak silinmesine kadar yaşam döngüsünün çeşitli yönlerini daha ileri seviyede düzenlemesi için normatif yetkiler veren CAD’dir.
Elektronik fatura ile e-belge arasındaki fark nedir?
E-belgelerin oluşturulması, yönetilmesi ve korunmasına yönelik AGID tarafından Eylül 2020’de sunulan yönergeler, çeşitli kuruluş ve devlet kurumu regülasyonlarını tek bir belgede topluyor. Yeni yasa, diğer yasal düzenlemelerdeki birçok hükmü yürürlükten kaldırıyor. İşletmeler, AGID yönergelerini izleyerek, elektronik belgelerinin yasal işlemlerde sağlam bir kanıt niteliği taşıdığı varsayımından yararlanıyor.
Mahkemede hangi belgelerin delil olarak kullanılacağının değerlendirilmesi, AGID yönergeleri uyarınca bir elektronik dosyanın bir e-belge olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin belirlenmesine yardımcı oluyor. Kanıtlara dayalı bir durumu mümkün olan en iyi şekilde oluşturmak için e-belgenin oluşturulması, korunması ve depolanması İtalyan yönergelerine uygun olmalıdır. Kural olarak, bir mahkemede yasal bir işleme ait delil olarak sunulması gerekebilecek belgeler yönergelere uygun olmalıdır.
İtalya da, birçok yargı bölgesi gibi, faturaların saklanması konusunu düzenlemiş (örneğin, belgelerin bütünlüğünün ve doğrulunun saklama süresinin sonuna kadar korunması zorunlu kılınmıştır) ve vergiye ilişkin belgeler için özel saklama süreleri belirlemiştir.
Faturalarla ilgili ayrıntılı regülasyon, e-faturaların mahkemede delil olarak sunulan vergi dairesi denetimlerinin bir parçası olduğunu göstermektedir. AGID yönergelerine göre, e-faturalar mahkemede tam kanıt niteliği taşıması için e-belge olarak ele alınmalıdır.
E-belge gereklilikleri
Yönergeler, bir elektronik belgeyi birçok açıdan düzenler. E-fatura söz konusu olduğunda en önemli konu, e-faturaların oluşturulması ve korunmasıdır.
1. E-belgelerin oluşturulması
İtalyan yönergelerine göre, bir e-belge değiştirilemez bir duruma geldiğinde oluşturulmuş kabul edilmektedir.
E-belge oluşturma yöntemine bağlı olarak (yazılım yoluyla oluşturma, elektronik yollarla edinme, vb.), nitelikli bir elektronik imza,mühür uygulaması veya bir koruma sistemine koyulması gibi çeşitli teknik yöntemler, bir belgenin değiştirilemez bir biçimde kalmasını sağlayabilir. AGID tarafından belirlenen bir listeye göre, her belgenin bir dizi meta veri (“meta veri raporu”) ile ilişkilendirilmesi de gereklidir.
Meta veri raporu, AGID tarafından düzenlenen bir XML formatında oluşturulur. Rapordaki alanlar, yönergelerdeki bir ekte açıklanmıştır ve kullanılan belgenin içeriğine ve belge yönetim planına göre isteğe bağlı veya zorunlu olabilir. Bununla birlikte, meta veri raporu işleme ait e-fatura verilerini içermez, çünkü raporun amacı vergiyle ilgili bilgileri toplamak değil, sistemlerin kendi içinde birlikte çalışabilmesini sağlamaktır.
İtalya’da dijital vergi kontrolleriyle ilgili iki yetkili merci bulunur: AGID (İtalya’nın dijitalleştirilmesi için İtalyan ajansı) ve ADE (İtalyan vergi dairesi). Bunun bir sonucu olarak, ADE’nin elektronik faturaların düzenlenmesine ilişkin hükümleri bazen e-belgelerin oluşturulmasını yöneten AGID hükümleriyle tutarsız gibi görünebilir.
AGID’in açısından bir e-belge, bütünlüğü ve doğruluğu güvence altına alınarak oluşturulurken, ADE için bir e-fatura yalnızca SDI tarafından onaylandığı takdirde yasal olarak geçerlilik kazanır.
Elektronik imzanın bulunması ve üst veri raporu oluşturulması gibi AGID hükümlerine uyulması, bir e-faturanın, AGID veya ADE formalitelerine uygun olmaması nedeniyle yasal bir işlemde kullanımının reddedilmemesini sağlayacaktır.
2. E-belgelerin korunması
İtalyan e-belgelerinin geçerliliği, yalnızca doğru şekilde muhafaza edildikleri takdirde korunur. Diğer ülkelerde, dosyaları bir bellek sistemi ile her türlü donanımda tutmak yeterliyken, İtalya, e-belgelerin saklanmasını kapsamlı şekilde düzenler ve koruma olarak adlandırdıkları şeyi talep eder.
Koruma, bir belge saklanmadan önce uygulanan bir dizi prosedürden oluşur. Daha detaylı şekilde bakıldığında, e-belgeler İtalyan standardizasyon kurumu UNI tarafından oluşturulan belirli bir standarda uyumlu bir ‘arşivleme paketi’ ile eşleştirilmelidir. Belgeye daha sonra hesaba dayalı adresleme uygulanır, belge imzalanır ve saklanmadan önce zaman damgası koyulur.
İtalya’da e-belgelerin saklanmasına ilişkin süreç yeni değil; ancak AGID yönergelerinin atıfta bulunduğu standartlar 2020 yılında, e-faturalar gibi e-belgeleri saklayanların uygulamadaki yaşadıkları zorlukları yansıtacak şekilde gözden geçirilmiştir.
AGID yönergelerinin dışında, ADE, bir koruma sisteminde saklanan e-faturalar için ‘arama kriteri’nin uygulanmasını zorunlu kılar. Bu, bir denetçinin, işlemi gerçekleştiren tarafların adı, KDV numarası ve belge türü gibi yasayla tanımlanan parametreleri kullanarak e-faturaları bulabilmesi ve erişebilmesi gerektiği anlamına gelir.
Birçok saklama sisteminde arama kriterleri, veriler “meta veri” şeklinde bildirilerek oluşturulur (bir e-belgenin oluşturulması sırasında üretilen “meta veri raporu” ile karıştırılmamalıdır). Arama kriterlerini besleyen vergiyle ilgili meta veriler ve bir e-belge ile birlikte oluşturulan meta veri raporu, farklı devlet organları tarafından uygulanan farklı yükümlülükler şeklinde bir arada bulunur.
Vergi mükelleflerinin sistemlerine etkisi
İtalya’da e-fatura kullanan vergi mükellefleri, AGID yönergelerinden doğrudan etkilenmektedir. Bir e-belgenin tanımı söz konusu olduğunda ve oluşturulduğu düşünüldüğünde bir miktar takdir yetkisi olsa da, tam uyum ve kanıt niteliği ancak bir e-faturanın AGID ve ADE düzenlemelerine uygun olması halinde elde edilir.
Faturanın düzenlenmesi sırasında meta veri raporunun otomatik olarak oluşturulması, mevcut BT sistemlerinden bilgi alan vergi mükelleflerinin eşleme konusunda çalışmasını gerektirebilir. Meta veri raporu şu anda ADE’ye veya SDI denetim platformuna gönderilmiyor. Bununla birlikte, tam uyum için meta veri raporunun vergi mükellefinin koruma sisteminde e-fatura ile birlikte saklanması gerekiyor.
Çeviri (standartlar yalnızca İtalyanca olarak mevcuttur), yorumlama ve değişiklikleri uygulama için belgelerin korunması süreci ve yeni standartlara uyacak şekilde arşivleme çözümlerinin uyarlanması önemli düzeyde BT kaynağı gerektiriyor. Kullanımı yalnızca bir kişi ile sınırlandıran telif hakkı lisanslarıyla korunan standartları edinmenin de bir maliyeti var.
AGID tarafından yeni kuralların konsolide edilmesi ve sunulması, İtalyan yasalarına göre elektronik fatura oluşturan ve saklayan vergi mükelleflerinin, bazen vergi yasasıyla tutarsız olan gerekliliklere uymaları gerektiği anlamına geliyor. Sonuç olarak, işletmelerin mahkemede tam kanıt niteliği taşıyan belge sunmasının tek yolu, hem AGID hem de ADE kurallarına uymaktır.
Harekete Geçin
Verginin geleceğine yönelik detaylı bilgi almak için İngilizce olarak hazırlanan Trends: Continuous Global VAT Compliance dökümanını indirebilir, haberleri ve son gelişmeleri takip etmek için bizi LinkedIn ve Twitter üzerinden takip edebilirsiniz.
E-KİTAP
E-Ticarete İlk Adım: E-Dönüşüm ve E-Belgeler
İnternet kullanımının yaygınlaşması ve dijitalleşmenin artması ile e-ticaret global kapsamda yükselişe geçti. Tüm dünyayı etkisi altına alan Kovid-19 salgını tüketicilerin e-ticarete olan ilgisini daha da artırdı. E-ticaretin büyüyen pazar payı, bu alanda iş fırsatları gören birçok yatırımcı ve girişimcinin e-ticarete yönelmesini sağladı.
E-ticaret ile ilgilenen firmalar için teknolojiyi iş süreçlerine uyarlamak kaçınılmaz. E-dönüşüm ile birlikte, e-ticaret alanında faaliyet gösteren işletmelerin, hızla uygulamaya geçirmeleri gereken dijital vergi uygulamaları bulunuyor.
E-ticaret ile Uğraşanlar için e-Belge Zorunluluğu
E-fatura ve e-arşiv fatura kullanımı zorunluluğunun yanı sıra ihtiyaca ve şirketlerin yıllık cirolarına göre e-irsaliye kullanımı da gerekebiliyor. E-fatura sistemine geçildiğinde, takip eden mali yılda e-defter kullanımı da zorunlu. Firmaların değişen ihtiyaçlarına göre; e-mutabakat, e-beyanname ve e-denetleme ürünleri de sunduğu avantajlar ve kolaylıklar sebebiyle tercih edilebilir.
E-Kitabı İndirin
E-dönüşümün e-ticaret ile uğraşanlara sağladığı faydalar
E-dönüşüm, şirketlerin ana faaliyet alanlarına odaklanması için zaman ve maliyet anlamında tasarruf imkânı sağlar. E-dönüşüm, firmaların operasyonel belge süreçlerini hızlandırmasının yanında, yasal zorunlulukları takip etme açısından da büyük kolaylıklar getirir. Çeşitli düzenlemeler neticesinde zorunlu hale gelen e-belgelere uyum sağlama sürecinde de hız ve kolaylık sağlar.
e-Dönüşüme ilk Adım: e-Ticarete Başlayanların Yapması Gerekenler
E-ticaret yapan ya da e-ticarete başlamayı planlayan gerçek ve tüzel kişilerin yerine getirmesi gereken bazı ön hazırlıklar bulunmaktadır. Bunlar:
Yasal süreç
E-ticaret yazılımı / Pazaryeri entegrasyonu
Sanal pos süreçlerinin tamamlanması
Kargo gönderilerinin planlanması
Ürün temini
Analizler sonucu stok yönetimi
Müşteri hizmetleri / Destek
İptal / İade süreçleri
Vergi / Denetim
E-belge kullanımında nelere dikkat etmeli?
E-ticaret faaliyetine başlamak isteyenler için iki konu çok önemlidir:
Firmanın tüm işlemlerinin denetlenebilir olması,
Ürün satışı yapılırken ve müşterilere servis sunulurken hızlı ve anlaşılır bir sistem kurulması.
Sadece özel entegratör tarafında değil, kullanılan pazar yeri ya da diğer entegrasyon katmanlarında stok sisteminde hızlı ve anlaşılır bir işleyiş olması gerekir.
Bir diğer önemli husus ise yukarıdaki iki konu ile alakalı süreçleri sorunsuz gerçekleştirecek iş ortakları ile çalışmak… Özellikle de e-dönüşüm alanında tercih edilecek özel entegratörün, firmaların iş hedeflerine ulaşmalarında sağladığı katkılar oldukça değerlidir.
Dijitalleşmeyi erken benimseyen ülkelerden biri olan Türkiye, KDV kontrolünün kapsamını genişletiyor. Türkiye, KDV uygulamasını daha etkin hale getirmek için işletmelerden gerçek zamanlı finansal veri toplama konusunda ülke olarak başarılı oldu.
Bu gelişme, dijital vergi dönüşümünde yeni gereksinimler doğuruyor.
Dijital vergi ortamının bu sürekli değişen ve gelişen ortamında ilerlemek, Türkiye’de ticari faaliyet yürüten şirketler için zorlayıcı olabiliyor.
Bu e-kitapta neler bulacaksınız:
Global sürekli işlem denetimi güncellemeleri
Türkiye’nin dijital vergi kontrolü dönüşümündeki ilerlemesi
Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde değişiklik yapılmasına dair yayımlanan Tebliğe göre gelecek beklentilerinin değerlendirilmesi
E-Ii̇tabi İndi̇ri̇n
Global sürekli işlem denetimleri
Gerçek zamanlı denetim modeli, ilk olarak 21.yüzyılın başlarında Latin Amerika’da başladı. Türkiye bu modeli on yıl sonra benimsedi. CTC sistemleri, gerçek zamanlı veya gerçek zamanlıya yakın dijital raporlama ve e-fatura uyumluluğu için bir gereklilik.
Türkiye’nin dijital vergi yolculuğu
E-fatura sistemi, Türkiye’ye 2012 gibi erken bir tarihte geldi. 2012’den bu yana e-fatura zorunluluğu, dijital vergi dönüşümünü hızlandırmak için uygulamaya konan yeni zorunluluklarla birlikte kademeli olarak gelişti.
GİB ise dijital vergi kontrolü uygulamalarında yaptığı yeniliklere devam ediyor. 9 Şubat 2021’de 509 no ́lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde değişiklik yapılmasına dair yayımlanan Tebliğ ile mevcut regülasyonlara bazı değişiklikler getirildi:
E-dönüşüm uygulamalarından biri: E-Gider Pusulası
2022 için şimdiden hazırlık: E-Döviz Alım Satım Belgesi
Yeni bir belge türü: E-Adisyon
E-dönüşümde devrim Güvenli Mobil Ödeme ve Elektronik Belge Yönetim Sistemi
Mevzuat taslağına ek olarak GAZT’nin internet sayfasında, uygulamaya ilişkin teknik özelliklere de (Elektronik Fatura Veri Sözlüğü, Elektronik Fatura XML Uygulama Standardı ve Elektronik Fatura Güvenlik Uygulama Standartları) yer verildi.
Mevzuat taslağı şu anda halkın görüşüne sunulmuş ve yaklaşan e-fatura zorunluluğu konusunda (4 Aralık 2021’den itibaren geçerli olacak) teknik ve prosedürsel gereklilikleri ve kontrolleri tanımlamayı amaçlıyor. Mevzuat taslağı hakkında geri bildirimde bulunmak için son tarih 17 Nisan 2021 olarak belirlendi.
Mevzuat taslağında neler öngörülüyor?
Daha önce de açıklandığı gibi, e-fatura sisteminin iki ana aşaması olacak.
İlk aşama 4 Aralık 2021’de başlayacak ve tüm yerleşik vergi mükelleflerinin e-fatura ve elektronik irsaliyeleri (alacak ve borç) oluşturmasını, işlemesini ve saklamasını gerektiriyor. Mevzuat taslağında, ikinci aşama için e-faturaların ve bunlarla ilgili irsaliyelerin tanımlanmış XML formatında veya PDF/A-3 formatında (gömülü XML ile) oluşturulması gerektiği belirtiliyor. İlk aşama için belirli bir formatın kullanılma zorunluluğu bulunmuyor ancak, bu tür fatura ve irsaliyelerde gerekli tüm bilgilerin yer alması şartı var.
Mevzuata uyumlu bir çözümün aşağıdaki özelliklere sahip olması gerekiyor:
Fatura sıra numarasına ek olarak Evrensel Benzersiz Tanımlayıcının (UUID) oluşturulması (ikinci aşama için gereklidir),
Oluşturulan e-faturaları ve elektronik irsaliyeleri yapılacak bir değişiklikten veya tespit edilemeyecek şekilde silinmekten koruyan, sıfırlanamayan değiştirmeye karşı koruyan fatura sayacı,
E-faturanın ve ilgili irsaliyenin kaynağının ve bütünlüğünün doğruluğunu sağlamak için dijital kaşe/imzaların etkinleştirilmesi (ikinci aşama için gereklidir),
Vergi mükelleflerinin e-faturaları ve elektronik irsaliyeleri kaydetmelerine ve bunları internet bağlantısı olmadan XML formatında arşivlemelerine olanak tanıyan bazı işlevler içermesi,
Her e-fatura veya elektronik irsaliye için kriptografik bir damga oluşturulması (ikinci aşama için gereklidir),
Her e-fatura veya elektronik irsaliye için hash kodu (hesaba dayalı adresleme) oluşturulması (ikinci aşama için gereklidir),
QR kodunun oluşturulması.
İkinci aşamada, vergi mükelleflerinin GAZT’a e-faturaları ve elektronik irsaliyeleri iletmeleri için ek bir gereklilik bulunuyor. Vergi mükelleflerinin, bir Uygulama Programlama Arayüzü (API) kullanarak sistemlerini GAZT sistemlerine entegre etmeleri gerekiyor.
Mevzuat taslağında, ikinci aşamanın başlangıcının 1 Haziran 2022 olduğu ve hedef grupların açıklanan takvime uygun olarak GAZT sistemlerine entegre olması gerektiği belirtiliyor.
İkinci aşama gerekliliklerinin bir sonucu olarak, Suudi Arabistan e-fatura sistemi 1 Haziran 2022’den itibaren bir Sürekli İşlem Denetimli (CTC) e-fatura sistemi olarak sınıflandırılacak. B2B ve B2G işlemlerine ilişkin e-faturalar için bir e-faturanın ancak GAZT tarafından onaylanması halinde yasal geçerlilik kazanacağı bir denetim sistemi. Bununla birlikte ihtiyaçlara göre B2C faturaları için Sürekli İşlem Denetimi (CTC) raporlaması gerekliliği de tanımlanacak.
Suudi Arabistan’ın e-fatura mevzuatı ile ilgili sonraki adımlar neler?
Mevzuatın, halkın görüşleri doğrultusunda alınan geri bildirimlerin toplanmasının ardından önümüzdeki birkaç ay içinde yayınlanması bekleniyor. Böylece, Suudi vergi mükelleflerine yaklaşan zorunluluğa hazırlanmaları için yaklaşık altı aylık bir süre tanınmış olacak.
2020’nin başlarında Arnavutluk’un Sürekli İşlem Denetimi (CTC) planında ‘malileştirme’nin tanıtılmasının ardından, Arnavutluk hükümeti CTC sistemi hakkında daha fazla bilgi paylaştı ve 2020’nin sonlarında sistemin yürürlüğe girişine ilişkin takvimi güncelledi.
2020 içinde Arnavutluk hükümeti, CTC planının farklı unsurları ile ilgili bir dizi ikincil mevzuat yayınladı. Arnavutluk’un CTC Denetimi projesi, e-fatura denetimi ve vergi dairesine gerçek zamanlı veri raporlamasının birleşiminden oluşan bir yapıya sahiptir. Her iki süreç de ayrı ancak eşit derecede ayrıntılı mevzuatlarda düzenlenmiştir.
Yayınlanan belgelere göre, nakit olarak ödenmeyen B2B ve B2G işlemlerinin faturaları elektronik biçimde düzenlenmeli ve alınmalıdır; nakit işlem faturaları (örneğin B2C) için faturalar, alıcının onayına bağlı olarak elektronik olabilir.
E-faturalar, Avrupa Standartlarına uygun şekilde oluşturulmuş bir formatta, Arnavutluk Ulusal Bilgi Toplumu Ajansı AKSHI tarafından yönetilen Merkezi Bilgi Sistemi (CIS) aracılığıyla gönderilmelidir.
E-faturalar, taraflar arasında değişimden önce “malileştirilmelidir”, yani vergi dairesi tarafından denetlenmeli ve faturanın içeriğinde yer alması gereken bir Benzersiz Kimlik Numarası (NIVF) almalıdır. E-faturalar ancak vergi dairesinin denetiminden sonra geçerlilik kazanır.
Merkezi faturalama platformu, e-fatura içeriği ve şeması ile ilgili daha fazla bilgiyle birlikte ödeme hizmeti sağlayıcılarının raporlama gereksinimleri de yayınlanmıştır.
Arnavutluk’un CTC’nin yürürlüğe girişine ilişkin takvim şu şekildedir:
1 Ocak 2021: Nakit olmayan B2G işlemleri için e-fatura düzenlenmeli, alınmalı ve malileştirme prosedürünü takip etmelidir.
1 Temmuz 2021: Nakit olmayan B2B işlemleri için e-fatura düzenlenmeli, alınmalı ve malileştirme prosedürü takip edilmelidir.
1 Eylül 2021: Nakit işlemlerin faturaları malileştirme prosedürünü takip etmelidir ve faturalar kağıt şeklinde veya elektronik ortamda değiştirilebilir.
Arnavutluk’un son aylarda CTC’ye ilişkin etkileyici sayıda ve hızda belge yayınlaması, sistemin uygulamaya alınmasına ilişkin belirlenen son tarihe uyma yolunda ilerlediğinin bir işaretidir.
Harekete Geçin
Verginin geleceğine yönelik detaylı bilgi almak için İngilizce olarak hazırlanan Trends: Continuous Global VAT Compliance dökümanını indirebilir, haberleri ve son gelişmeleri takip etmek için bizi LinkedIn ve Twitter üzerinden takip edebilirsiniz.
COVID-19’a karşı geliştirilen aşıların gösterdikleri ilk başarılara tanık olmamızla birlikte, işletmeler ve pazarlar da 2021’in son çeyreğine kadar ülkelerin yeni bir seyir hızına kavuşacağına dair güven tazelemeye başladı.
Tünelin sonunda bir ışık olduğunu görmek çok güzel. Ancak, birçok küçük – aynı zamanda birçok büyük – şirket için çoktan iş işten geçti. Binlerce şirket, başta insan temasına bağımlı olmaları nedeniyle bu krizi atlatamadı. Diğer şirketler ise kendi yaşam döngülerinde halihazırda zor bir dönemden geçerken COVID-19 sürecini deneyimledikleri için durumdan orantısız bir şekilde etkilendi. Dikkate değer birkaç istisna dışında, dünyanın en güçlü ekonomilerinin birçoğunun, sürecin neden olduğu sonuçlara karşı toparlanması yıllar alacak diyebiliriz.
İnternet yardıma yetişiyor – ancak bazı sorunlar var
Tüm krizlerde olduğu gibi, geçtiğimiz yıl zayıflıklar vurgulanırken başarısızlıklar da hızla arttı. Öncelikle, internet ve mevcut teknolojik gelişmeler dünya genelinde şu anki kadar benimsenmiş olmasaydı, COVID-19 krizinin çok daha kötü sonuçları olacağını kabul etmek gerek. Ancak, bir yandan çalışanlar, terk edilmiş ofislerdeki ve veri merkezlerindeki işleri yürütme zorunluluğu ile birlikte sağlık kaygılarını dengede tutmaya çabalarken, şirketlerin dijital dönüşümlerinde geride kalmasına neden olan eski süreçlerin var olan boşluklarına da vurgu yapılmış oldu.
Şirket içi yazılımlar, verimsizliğin başı çektiği alanlardan biri. Birçok şirket, farklı iş akışı kategorilerini ve ticari ortaklık bağlarını desteklemek adına bulut tabanlı yazılımları benimsemeye başlasa da, büyük şirketlerin birçoğu, ERP’ler, lojistik veya rezervasyon sistemleri gibi temel kurumsal sistemlerini bulut ortamına taşıma konusunda isteksiz davranmaya devam ediyor. Bu şirketlerin isteksiz olmalarının arkasında yatan sebep, genellikle oldukça özelleştirilmiş eski sistemleri kullanıyor olmaları.
Birçok kurumsal yazılım sağlayıcısı teoride şirket içi kurulum adına pek çok fayda sağlayan genel bulut sürümleri sunuyor; ancak kuruluşları ve süreçleri standart en iyi uygulamalar çerçevesinde tasarlanan “hazır” iş akışlarına adapte etmenin pratikteki zorlukları, bu tür şirketler için sunulan faydalara kıyasla daha ağır basan taraf oluyor.
Bunlardan daha karmaşık olan başka bir zorluk grubu da var. Global olarak her ölçekten şirket için sipariş ve fatura yönetiminde hala manuel süreçler hakim. İş akışı yazılımlarının, muhasebe departmanında çalışanların sisteme uzaktan erişim sağlamalarına imkan verdiği durumlarda, onay ve gönderim aşamaları evden çalışma koşullarında yönetilebiliyor. Ancak tedarikçi ve müşteri ilişkilerinin birçoğunda yaygın olan kağıt kullanımı, insanların hala sınırlı erişime sahip ofislerinden önemli belgeleri tarama, yazdırma, postalama veya fakslama – evet, faks – süreçlerini uygulamalarını gerektiriyor.
Kağıt dokümanların işlenmesi amacıyla kullanılan endüstriyel güçteki pahalı makineler evlerdeki ofislere kolaylıkla entegre edilemeyeceğinden bu tür problemlerin üstesinden gelmek daha da zorlaşacak. Bu sorunların çözümü, evlerimizdeki mutfakları tarama veya baskı merkezlerine dönüştürmek için yaratıcı yollar aramak değil, uçtan uca veri entegrasyonuna doğru artık büyük bir adım atmak.
Bir e-dönüşüm otomasyonu faktörü olarak verginin iyi, kötü ve çirkin yanları
İlginç bir şekilde, COVID-19’u bu adımı atmak için yeterli bir neden olarak görmeyen işletmeler, vergi idarelerinden bir yardım eli uzatmasını bekleyebilir. Birçok ülke, dijital faturalar adına zorunlu gerçek zamanlı denetim uygulaması benzeri sürekli işlem denetimlerini (CTC’ler) teşvik etmek için halihazırda büyük ölçekli programlar başlatmıştı.
Global olarak yaşadığımız mevcut sağlık krizi, vergi idarelerinin bu programları hızlandırmalarına neden oluyor. Fransa, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi bazı ülkelerin muhasebe verilerine yönelik zorunlu e-Fatura veya dijital raporlama planları ile ilgili yaptıkları duyuruları takip ediyoruz. Bunun yanında, Polonya ve Slovakya dahil pek çok ülke de, İtalya ve Türkiye gibi Avrupalı öncüler ile Latin Amerika ülkelerinin bu yöndeki adımlarını takip etme niyetinde olduklarını açıkladılar. CTC’lerin çağrısına uzun süredir direnen Almanya’da bile, ülkedeki önemli siyasi partilerden biri bu doğrultuda belirleyici bir eylem planı önerisinde bulundu.
Her ne kadar bu tür girişimler genellikle hala vergi açıklarını kapama ihtiyacından kaynaklansa da, gelir tahsilatındaki esneklik ihtiyacının bir diğer belirleyicisi olduğu açık. Ayrıca Brezilya gibi ülkelerden elde edilen örnekler CTC’lerin, hükümetler adına bir krizin ekonomik etkilerini sektörel anlamda en küçük ayrıntısına kadar gözlemleme ve izleme becerilerini büyük oranda geliştirdiğini gösteriyor. Bu da, hükümetlerin, bir krizden en çok zarar gören faaliyetleri yönlendirmek adına mali politikalar açısından müdahalede bulunmaları için kullanabilecekleri ayrıntılı verilere erişmelerini sağlıyor.
Şartların tamamının, işletmeleri tam e- dönüşüm otomasyonu – kendilerinin ve ticari ortaklarının satışları ve satın alma operasyonları arasındaki arayüz –sürecine geçmek için son adımlarını atmaları yönünde yönlendirmesiyle birlikte, şirketlerin artık süreçler ve kurumsal yapılar anlamında tamamen dijital ve çok daha esnek bir düzene geçmek için hazırlık planları yaptıkları düşünülebilir.
Ancak maalesef ki CTC zorunluluklarının sunulma şekli ile şirketlerin bu zorunlulukları yanıtlama şekli, e-dönüşüm otomasyonuna yapılan yatırımların ve modern bulut tabanlı kurumsal yazılımın benimsenmesinin tarihsel açıdan yavaşlamasına neden oldu.
CTC zorunlulukları inanılmaz bir çeşitliliğe sahip; Yunanistan’da, hükümetin sunduğu sistemdeki malzemelerin ek sınıflandırması – diğer şeylerin yanı sıra – yoluyla saklanmak üzere tamamıyla çevrimiçi ikinci bir muhasebe defteri dizisi bulunurken, Fransa’da tasarlanan ve içerisinde hizmet sağlayıcıları ile işlem ödemesi raporlamalarının yer aldığı tamamen farklı bir düzen var. Çinli temsilciler blok zinciri tabanlı faturalama denetimlerinden bahsederken, Polonya ve Suudi Arabistan gibi ülkeler merkezi ve devlet tarafından yürütülen fatura değişim ağları için hazırlık içerisinde. Zorunluluklara uyum sağlanması için verilen son tarihlerin genellikle çok kısa olmasının yanı sıra, vergi daireleri zorunlulukların uygulanma dönemlerinde ve sonraki yıllar boyunca yine aynı şekilde her birinde oldukça kısa son tarih verilen ve sadece yerel dilde mevcut olan sayısız yapısal düzenleme gerçekleştiriyor.
Bununla birlikte, vergi daireleri, vergi mükelleflerine ne kadar süre verildiğine neredeyse hiç bakılmaksızın son tarihlerin daima oldukça kısa süreler olması yönünde yasal hak talep edebiliyor. Bunun nedeni ise birçok işletmenin yapısal olarak çok geç hazırlık yapması. CTC’ler, SAF-T ve benzer zorunluluklara doğru yönelen global trend şirketler tarafından yıllardır gözlemleniyordu, ancak hazırlık yapma konusunda birçoğu yine de yetersiz kaldı; özellikle de birçok çok uluslu işletme, KDV uyumluluğunun yerel aracılar tarafından çözümlenecek bir mesele olduğunu düşünüyor. Bu da, vergi dairesi ofisleri tarafından tasarlanan en iyi kurumsal uygulamalara bir yanıt sunmaktan çok, adım adım büyüyen, devasa bir yerelleşmiş prosedür ağının oluşmasına neden oluyor.
E- dönüşüm otomasyonuna doğru verimli bir döngü oluşturma
Bu konu bizi tekrardan şirketlerin neden genel bulut modundaki kurumsal yazılım paketlerinin yeni sürümlerini hızla benimsemedikleri ya da ticari ortakları ile birbirlerine ilettikleri faturaları daha hızlı şekilde otomatikleştirmedikleri sorusuna getiriyor. Bu denklemde yer alan tüm taraflar aynı şeyi istiyor: İşletmelerin kendi arasında ve aynı zamanda işletmeler ile vergi daireleri arasında ilgili verilerin sorunsuz ve güvenli şekilde paylaşımı. Ancak işletmelerin düzenleyici zorunluluklara verdikleri refleks tepkiler ve vergi dairelerinin modern kurumsal sistemlere çok fazla aşina olmaması tam tersi bir etki yaratıyor. Şirketler, yerel zorunluluklara karşı panikle hareket ediyor ve bunu yaparken de verecekleri kararların gelecekteki yenilik ve standartlaşma becerileri üzerindeki etkilerini yeterince kavrayamıyorlar. İlk olarak sistemleri büyük bir hızla devreye almak, ardından ise vergi odaklı finansal ve fiziksel tedarik zinciri verilerinin entegrasyon yaklaşımlarının bir yamasını benimsemekten kaynaklanan sorunları yönetmek için ihtiyaç duyulan kurumsal kaynaklar, daha sonrasında uygun otomasyona harcanmayan BT bütçesinden alınıyor.
Bu kısır döngünün kırılması için çeşitli şeylere ihtiyaç var. İşletmeler, bu gibi KDV dijitalleşmesi yönündeki değişiklikleri gelişimselden ziyade devrimsel olarak ele alıyorlar ve bu yaklaşımlarını değiştirmeleri gerekiyor. CTC zorunlulukları nedeniyle sıkıntı yaşamaktansa bu zorunluluklardan faydalanmak için stratejik bir yaklaşım benimsemek, düzgün şekilde bilgilendirilerek ve yeterince iyi hazırlanarak mümkün. Vergi dairelerinin de zorunlu ticari veri değiş tokuşu adına dijital platformları tasarlamada, uygulamada ve işletmede mevcut iyi uygulamaları benimseyerek kendi üstlerine düşeni yerine getirmeleri gerekiyor. ICC CTC İlkeleri, dünya ekonomisine oldukça ihtiyacı bağışıklık gücünü vermenin mükemmel bir yoludur. Bu ilkeler, bir yandan işletmelerin ve hükumetlerin esnekliklerini geliştirmelerine olanak tanırken, diğer yandan da verimliliği olmayan manuel iş ve vergi uyumluluğu süreçlerinde hapsolan kaynakları serbest bırakıyor.
Harekete Geçin
Verginin geleceğine yönelik detaylı bilgi almak için İngilizce olarak hazırlanan Trends: Continuous Global VAT Compliance dökümanını indirebilir, haberleri ve son gelişmeleri takip etmek için bizi LinkedIn ve Twitter üzerinden takip edebilirsiniz.
Dünyanın dört bir yanındaki vergi makamları tarafından bir vergi kontrol mekanizması olarak gerçek zamanlı veri toplama eğilimi artık sürpriz değil, tam tersine. Hükümetler teker teker ve artan hızda, daha yaygın olarak CTC’ler olarak adlandırılan Sürekli İşlem Denetimleri rejimlerinin yerel uyarlamalarını ortaya çıkarıyor. Bununla birlikte, vergi makamları arasında yeni eğilimler ortaya çıkıyor, gerçek zamanlı olarak mali verilerin toplanmasının ötesine geçen eğilimler, mükelleflerin muhasebe verilerine gerçek zamanlı erişime ve sonuçta vergi uygunluk riskini değerlendirmek için bu verilerin kullanılmasına değiniyor.
Gerçek zamanlı veri toplama, vergi otoritesi için birçok fırsat sunar. Örneğin, ülkedeki iş düzeyindeki işlemlere güvenilir bir genel bakış sunarak devletin finansal verileri eyleme dönüştürülebilir öngörülere dönüştürmesine olanak tanır. Gerçek zamanlı veriler, bir vergi makamının vergi mükellefi vergi risklerini erken işaretlemesine de izin verebilir, böylece bir denetim veya anlaşmazlık ortaya çıkmadan önce ele alınabilir.
Rusya öncülük ediyor
Rusya, mükelleflerin uygunluğuna ilişkin risk değerlendirmeleri yapmak için bir araç inşa eden bir ülkenin iyi bir örneğidir. Rus sistemi başlangıçta Entegre Risk Yönetim Sistemi olarak adlandırıldı ve daha sonra Kooperatif Uyum Sistemi (CCS) olarak değiştirildi. CCS aracılığıyla, vergi dairesi mükellefinin münferit mükelleflerin uyumsuzluk olasılığını değerlendirebilir ve riskler tespit edildiğinde, sistem hem vergi memurları hem de mükelleflerin görebileceği bir uyarı üretir.
Rus sistemi nasıl çalışır?
Mevcut aşamasında, yalnızca bu sistemi kullanmaya gönüllü olan en büyük ve dijital olarak en gelişmiş vergi mükellefleri CCS’nin bir parçası olabilir. Vergi mükellefleri masa ve saha denetimlerinden muaf olmak, sosyal açıdan sorumlu bir karar vermek ve finansal süreçlerinde kağıttan dijitale geçme yeteneği gibi avantajlara katılmaya motive olurlar.
CCS, Federal Vergi Dairesinin (FTS) vergi mükellefinin muhasebe verilerine doğrudan erişmesine izin verir. AI teknolojisi kullanılarak, belirli bir vergi mükellefinin işlemleri değerlendirilir ve uyumsuzluk riski hesaplanır. Bir risk tespit edilirse ve sistem tarafından bir uyarı tetiklenirse, vergi dairesi ve mükellefi herhangi bir anlaşmazlık ortaya çıkmadan önce iletişim kurabilir ve hareket edebilir.
Gelecekte ne beklenebilir?
Rus CCS sistemi, dünyanın mevcut ve gelecekteki CTC rejimlerinin çoğunun, dünyanın dört bir yanındaki vergi makamlarının modern teknolojiden yararlanırken vergi mükellefleriyle etkileşim kurmalarını ve işbirliği yapmalarını sağlayan sistemlere dönüştüreceğinin açık bir göstergesidir.
Teknolojik gelişmeleri uygulamak zaman alsa bile, vergi idareleri, işbirliği yoluyla işletmelere vergi uygunluğunun yükünü azaltırken vergi kontrollerini gerçekleştirmenin yeni ve etkili yollarını bulmaya kararlı görünmektedir. Rusya’nın CCS sistemi hala oldukça yeni ve bu nedenle diğer ülkeler tarafından kabul edilme olasılığının ne kadar tahmin edilmesi kolay değil, ancak önümüzdeki yıllarda diğer ülkelerde benzer gelişmeleri görmemiz sürpriz olmaz.
Harekete Geçin
TC’ler hakkında daha fazla bilgi edinmek için KDV Trendlerini indirin ve dünya çapındaki hükümetlerin KDV gerekçelerini uygulamak için nasıl karmaşık yeni politikalar uyguladığı hakkında daha fazla bilgi edinin.
Herhangi bir resmi açıklamanın yapılmadığı son birkaç ayda, Hintli yetkililerin zorunlu e-Fatura kapsamı genişletilmesi yönünde bir karar verip vermeyeceği hakkında çok fazla spekülasyon yapıldı. Hindistan’daki orta ölçekli şirketlerle KOBİ’leri kapsayan segmentin böyle bir değişikliğe hazır olmadığına dair endişelerini dile getirenler olsa da, aralarında hükumet yetkililerinin de yer aldığı otoriteler, kapsam genişlemesinin plan doğrultusunda ilerleyeceğine dair mesajlarını yineledi.
8 Mart 2021 tarihinde Dolaylı Vergiler ve Gümrükler Merkezi Yürütme Kurulu (CBIC), e-Fatura için zorunluluk eşiğini 1 milyar INR’den 500 milyon INR’ye düşüren bir Bildiri yayınladı. Yayınlanan bildiri doğrultusunda şu anda kapsam dahilinde olan vergi mükelleflerinin, en geç 1 Nisan 2021 tarihine kadar Sürekli İşlem Kontrolü (CTC) faturalama kurallarına uyumluluğu sağlaması gerekiyor.
Her ne kadar API Sandbox test ortamı hazırlık yapmaları amacıyla vergi mükelleflerinin erişimine halihazırda sunulmuş olsa da, resmi Bildirinin geç yayınlanması kapsam dahilinde olan vergi mükelleflerine uyumluluk sağlamaları için çok kısa bir zaman dilimi bırakıyor.
Hindistan CTC faturalama sistemi
Hindistan’daki e-fatura sistemine göre vergi mükelleflerinin, yasal faturalarını muhataplarına iletmeden önce fatura verilerini Fatura Kayıt Portalı’na (IRP) JSON formatında iletmeleri gerekiyor.
JSON dosyasının IRP’ye iletilmesinin ardından, IRP belirli kontroller ve işletme doğrulamaları gerçekleştiriyor. Herhangi bir hata olmadan doğrulama sürecinin tamamlanması ile birlikte IRP, fatura için bir referans numarası (IRN) oluşturuyor, bu numarayı JSON dosyasına ekliyor, ardından JSON’u imzalayıp kaydını gerçekleştiriyor.
Ayrıca IRP, QR kodu da oluşturulmuşsa, faturanın PDF veya kağıt sürümünde yer alması gereken bu QR kodu verilerini de üretiyor. Bu QR kodu verileri kullanılarak QR kodunun grafik bir gösterimi oluşturulabiliyor. Vergi mükellefleri, faturalarını JSON veya PDF formatlarının yanı sıra kağıt formatında da iletebiliyorlar.
Yeni Hint e-faturalandırma sistemi Ekim 2020’den bu yana yayında ve aşamalar halinde devreye alınmıştır. İlk aşama bir 500 Cr eşik veya daha fazla vergi mükellefleri ile Ekim 2020 başladı ve ikinci aşama Ocak ayında devam 2021 100 Cr. rupi veya daha fazla bir eşik ile vergi mükellefleri kapsayan.
Hintli yetkililer ülke çapında e-Fatura çözümü konusundaki hırslarını sürekli olarak dile getirdiler ve e-Faturalama kapsamını kademeli olarak genişletmeyi planlıyor. Bu nedenle, vergi mükelleflerinin ilk iki aşamada gönüllü olarak e-faturalandırma uygulamasına izin verilmediğini, bunun yerine piyasa segmentleri yetkililer tarafından test için hazır olarak tanımlanana kadar beklemek zorunda kaldıklarını belirtmek ilginçtir.
e-Fatura API Sandbox portalı , teknik testler için 50 Cr. rupi ve 100 Cr. rupi arasında ciroya sahip vergi mükellefleri için etkinleştirilmiştir. Önceki uygulamalar göz önüne alındığında, bu gelişme bir görevin köşede olduğuna dair bir gösterge olarak yorumlanabilir.
Daha önce e-Fatura API sanal alan portalı üzerinden duyuruldu. 100 Cr. rupi ve 500 Cr. rupi arasındaki vergi mükelleflerinin test edilmesi için etkinleştirildi. Bu gelişmeyi yakında Ocak 2021 tarihinden itibaren bu vergi mükellefleri için e-faturalandırma zorunlu kılan bir bildirim izledi. Bu nedenle, Hint hükümeti yakında 50 Cr. rupi veya daha fazla ciro ile vergi mükellefleri için e-faturalama zorunlu bir bildirim yayınlayacak beklenmektedir.
Zaman Çizelgesi
Yetkililer tarafından zaman çizelgesi veya görev üzerinde bildirilen resmi bir beyanda bulunmasa da, birçok paydaş 1 Nisan 2021’in vergi mükelleflerinin bir sonraki segmenti için yeni e-faturalama sürecine uymak için zorunlu tarih olmasını bekliyor. Önceki duyurular göz önüne alındığında, bu bir bomba olmazdı. Ancak, vergi mükelleflerine uymak için çok sıkı bir süre kaldı.
Macaristan Ulusal Vergi ve Gümrük Dairesi (NTCA) şu sıralar oldukça meşgul. Bu günlerde bu kamu kurumu gerçek zamanlı fatura verileri raporlama sistemi için sürüm 2.0’dan sürüm 3.0’a geçiş sürecini yönetmeye çalışıyor.
Bu yeni sürüm, 1 Nisan 2021 tarihinden itibaren ülkedeki tüm vergi mükellefleri için zorunlu olacak. İşletmeler, bazı isteğe bağlı değişiklikleri kullanmayı tercih ederse yeni sürümle kullanıma açılacak olan sistem iyileştirmesi işletmeler için raporlama sürecini önemli ölçüde kolaylaştıracak.
Sistemdeki önemli geliştirmeler arasında vergi mükelleflerinin tüm fatura veri içeriğinin bulunduğu elektronik bir fatura göndererek raporlama zorunluluğunu yerine getirmesini sağlayan raporlama şeması yer alıyor. İsteğe bağlı bir özellik olan bu e-fatura işlevi sadece işletmeden işletmeye yapılan işlemlerde kullanılabilecek.
“Müşteri rızası” zorunluluğunun karşılanması
Bu gelişme özellikle Macaristan’daki birçok büyük kuruluş için faydalı bir hamle olsa da bu değişikliğin AB yasasıyla nasıl uyumlu hale getirileceği konusunda akıllarda soru işaretleri ortaya çıkıyor.
AB KDV Direktifi’ne ve Macaristan KDV Yasası’nda aktarılan hükümlere göre e-fatura alışverişi için faturayı alacak tarafın rızasına ihtiyaç duyuluyor. Başka bir deyişle bir tedarikçi, alıcıyı kağıt fatura yerine e-fatura kabul etmeye zorlayamıyor.
Birkaç yıl önce gerçekleştirilen İtalyan e-fatura reformun aksine Macaristan’ın e-fatura yönünde attığı adım zorunlu değil ve alıcılar e-fatura kabul etmemeyi tercih edebiliyor. NTCA’nın görüşüne göre e-fatura kabul etmeyi tercih edenler için taraflar arasında önceden yazılı anlaşma yapılarak veya zımnen (ör. faturanın ödenmesiyle) rıza verilebilir.
Gelen e-faturaları görme işlevi
E-faturaya izin veren müşteriler sistemde kendi vergi numaralarına kayıtlı bulunan ve tedarikçileri tarafından vergi dairesinin çevrimiçi sistemi üzerinden düzenlenen faturalara erişebilecek. Faturayı indirmek içinse müşterilerin taleplerinde fatura numarasını sağlaması gerekiyor. Bu durumda NTCA, düzenlenen faturayı ve fatura düzenleme aşamasında atanan hash kodunu içeren bir yanıt sağlayacak.
Müşterinin e-faturadaki vergi numarası doğru değilse müşteri, elektronik faturayı sistemden indiremeyecek.
Yeni süreçte doğruluk ve güvenilirlik nasıl sağlanacak
Faturalandırma sürecinde elektronik fatura belgesi satıcının tarafında oluşturuluyor. Satıcının sistemi, vergi dairesinin resmi standardında belirtilen hash algoritmalarından birini kullanarak dosya için bir hash kodu oluşturuyor.
Satıcı tarafında düzenlenen elektronik faturanın ve satıcının müşteri tarafına ilettiği elektronik faturanın, faturalandırma sürecinde oluşturulan hash kodu ile birlikte saklanması gerekiyor. Bu süreç, yasada bahsi geçen yöntemlere alternatif önlemler olarak doğruluk ve güvenilirlik gereksinimlerini karşılamak için kullanılabilir. Yasada ise nitelikli elektronik imzalar ve anlaşmaya bağlı elektronik veri değişimi (EDI) yöntemlerinden bahsediliyor.
E-faturalı gelecek
Bu yeni girişimle Macaristan Hükumeti faturalandırmanın dijitalleştirilmesi yolunda önemli bir adım atmış oldu. Yetki alanlarındaki vergi mükelleflerinin işlemleri üzerinde daha fazla kontrol ve bilgi edinme ihtiyacını yansıtan bu adım, hükumetin kağıt faturaların geçerliliğini azaltma konusundaki kararlılığını da gösteriyor. Doğal akışa göre bir sonraki adım, İtalyanlardan ilham alınarak uygulanacak zorunlu bir Sürekli İşlem Denetimi (CTC) modelinin benimsenmesi olabilir. Ancak böyle bir hamle için AB kurumlarının onayına ihtiyaç olacaktır.
Ülkede e-Faktur olarak bilinen e-fatura, Endonezya vergi idaresinin vergi denetimi alanında dönüm noktası olan bir reformuydu. 2014 yılında tanıtılan e-Faktur, Temmuz 2016’da ulusal çapta yürürlüğe girdi.
Endonezya daha önce vergi kontrol sisteminde, büyük bir vergi açığına ve toplam Endonezya KDV geliri üzerinde olumsuz bir etkiye neden olan sahte faturalar nedeniyle birçok zorlukla karşılaştı. Endonezya, bu sorunu çözmek için, kesilen tüm faturaların müşteriye gönderilmeden önce vergi dairesinin onayından geçtiği bir e-fatura denetim sistemini yürürlüğe koydu.
E-fatura akışına ayrıntılı bir bakış
Vergi Genel Müdürlüğü (DGT), e-fatura düzenlemek için istemci masaüstü uygulamaları, web tabanlı uygulamalar ve ana bilgisayarlar arası paylaşım yapan uygulamalar dahil olmak üzere farklı yöntemleri hayata geçirdi.
Ancak, şirketlerin e-faturayı kullanmaya başlamadan önce birkaç adımı tamamlaması gerekiyor. Bunlardan ilki, dijital imza oluşturmak için vergi mükellefinin kimliğini içeren bir elektronik sertifikaya sahip olma zorunluluğu. Elektronik sertifikalar, düzenlendikleri tarihten itibaren iki yıl geçerlidir. Vergi mükelleflerinin ayrıca, faturalarda bulunması gereken elektronik vergi faturası seri numaralarını (NSFP) talep etmek için bir etkinleştirme kodu ve şifre almaları gerekiyor. Bu kod ve şifreyi, e-Nofa olarak bilinen uygulamaya erişim sağlayarak alabilirler.
Bahsedilen gerekli aşamaları tamamladıktan sonra mükellefin, faturaların bir QR koduna sahip olması ve çevrimiçi olarak DGT onayını alabilmesi için e-Faktur sistemindeki tüm vergi faturalarını düzenlemesi gerekiyor. Tedarikçi, faturayı ancak fatura onaylandıktan sonra müşteriye gönderebilir. Bu işlemin ardından mükelleflerin e-Faktur uygulamalarını, genellikle aylık olarak sunulan periyodik KDV iadelerini (SPT) düzenlemek için kullanmaları gerekiyor.
Alıcı kısmında, alıcının aldığı e-Faktur’un, e-Faktur uygulamasında KDV girişi özelliği ile veya e-Faktur üzerinde yazılı olan QR kodu taranarak onaylanması gerekiyor.
Sürekli İşlem Denetimleri (CTC) Sistemi gelişiyor
DGT, 1 Ekim 2020’de yeni e-Faktur 3.0 sürümünü piyasaya sürdü. Bu uygulamada, kullanıma hazır girdi vergileri ve KDV dönemi için kullanıma hazır vergi iadesi dahil birçok yeni özellik bulunuyor.
Bu gelişme, vergi dairelerinin vergi düzenlemelerini daha iyi anlaması ve vergi açıklarını kapatması için e-fatura denetim uygulamasını ilk olarak yürürlüğe koyan Şili ve İtalya gibi ülkelerin örnekleriyle aynı yönde ilerliyor. Vergi mükelleflerinin KDV tutarlarını periyodik olarak bildirmesi yerine, dolaylı vergilerin uygulandığı tüm ülkelerde norm olduğu gibi, vergi daireleri vergi iadelerini kullanıma hazırlamak için gerçek zamanlı raporlanan verileri kullanabilir.
Diğer bir deyişle, vergi dairesi, vergi mükellefleri tarafından toplu olarak bildirilen verileri baz almayı bırakır; bunun yerine raporları vergi mükelleflerine iletir. Diğer ülkelerdeki önceki denetleme uygulamaları Endonezya için ilham kaynağı olabilirse, Endonezya CTC sisteminin kullanıma hazır KDV iadeleri ile sınırlı kalmayacağını, toplanan verilerden yararlanarak hem vergi mükelleflerine hem de mali idareye fayda sağlamak için gelişmeye ve ilerlemeye devam edeceğini söylemekte bir sakınca yok.
21 Ocak 2021 itibarıyla, Çin’deki e-fatura pilot programı genişletildi.
Aralık ayında, Çin Devleti Vergi İdaresi (STA), Çin’de faaliyet gösteren belirli vergi mükelleflerinin gönüllü olarak KDV’ye özel elektronik faturalar düzenlemesine olanak tanıyan pilot programın kapsamının genişletildiğini duyurdu. Bu e-faturalar, KDV girdi talebinde bulunmak için, yani B2B işlemlerinde kullanılabiliyor; oysa KDV faturaları genellikle B2C işlemleri için kullanılır.
Pilot proje Eylül 2020’de başladı. Ningbo, Shijiazhuang ve Hangzhou’da bulunan bazı vergiye tabi kişilerin elektronik olarak KDV özel faturaları düzenlemesini sağladı.
21 Aralık 2020’den bu yana, e-fatura girişimine Tianjin, Hebei, Şangay, Jiangsu, Zhejiang, Anhui, Guangdong, Chongqing, Sichuan, Ningbo ve Şenzen dahil olmak üzere 11 bölgede bulunan yeni vergi mükellefleri eklendi.
21 Ocak 2021’den itibaren, yeni vergi mükelleflerine e-fatura genişletme planıyla birlike 25 bölge daha eklendi: Pekin, Shanxi, İç Moğolistan, Liaoning, Jilin, Heilongjiang, Fujian, Jiangxi, Shandong, Henan, Hubei, Hunan, Guangxi, Hainan, Guizhou, Yunnan, Tibet, Shaanxi, Gansu, Qinghai, Ningxia, Xinjiang, Dalian, Xiamen ve Qingdao.
Yeni girişim ülke çapında kabul edildi
STA’nın duyurusuna göre, pilot programa dahil bölgelerdeki vergi mükellefleri, bu yetki alanlarında belirlenen koşullar altında özel elektronik KDV faturaları düzenleme hakkına sahip oldu.
Özel e-fatura, bu bölgelerde yeni kayıt yaptıran mükellefler için isteğe bağlı olacakken, alıcılar herhangi bir bölgede olabilecek. Bu nedenle, belirlenmiş bölgelerde bulunan vergiye tabi kişiler, müşterileri Çin’in neresinde olursa olsun gönüllü olarak özel e-fatura düzenleyebilecekler.
Fatura alıcısı kağıt fatura tercih ederse, düzenleyen taraf bu talebe uymalı ve bu tür faturalar için ilgili gereklilikler doğrultusunda özel bir kağıt fatura düzenlemelidir.
Yerel İdare, KDV faturalarına ilk kez başvuran yeni vergi mükellefleri için fatura türlerinin doğrulanması ile ilgilenecek. Her ilin vergi daireleri, özel elektronik KDV faturaları da dahil olmak üzere, yeni vergi mükelleflerinin ilk kez kullanabilecekleri KDV faturalarının kriterlerini belirleyebilir.
Elektronik İmza
E-fatura reformunun gerekliliklerini karşılaması için, özel e-faturada orijinal fatura damgası yerine elektronik imza olmalıdır. Bu gereklilik, elektronik imzaların elle yazılmış bir imza veya mühürle eşit kanuni geçerliliğe sahip olduğunu kabul eden Çin Elektronik İmza Yasası ile uyumludur.
Elektronik fatura doğrulaması
STA, vergi mükelleflerinin özel elektronik faturaları kontrol etmesine ve elektronik imzayı doğrulamasına olanak tanıyan kapsamlı KDV faturaları hizmet platformunu optimize etti ve bir üst seviyeye taşıdı.
Alıcı, düzenlediği özel e-faturayı kaybetmesi veya zarar görmesi durumunda fatura kodu, fatura numarası, düzenlenme tarihi ve vergi hariç fatura tutarını belirterek ulusal KDV fatura doğrulama platformu üzerinden doğruladıktan sonra faturayı kaydedebilecek.
Elektronik faturaların değiştirilmesi
Satış iadesi, faturada bir hata, vergilendirilebilir hizmetlerin askıya alınması veya satış indirimi olması durumunda, düzenlenen e-faturada değişiklik yapılabilir. Bunu yapmak için, vergi mükellefinin, yerel vergi dairesi tarafından belirlenen tüm şartlara ve geçerli regülasyonlara uygun, kırmızıyla işaretlenen özel fatura olarak bilinen bir alacak dekontu düzenlemesi gerekecek.
Çin’de e-fatura konusunda sırada ne var?
E-fatura pilot programı genişledikçe Çin’de e-fatura işlemlerinde tam ölçekli olmaya gittikçe yaklaşıyoruz. Çin Hükumeti, özel elektronik faturanın hızlı ve kolay bir şekilde düzenlenmesi, her iki taraf için işlemlerin çözümünü hızlandırması, ödeme döngüsünü kısaltması ve maliyetleri düşürmesi yönünden sağladığı faydaları kabul ediyor.
Aynı zamanda, özel e-faturaların tanıtımı, işletmeler için elektronik finansal muhasebenin daha da yaygınlaşmasına yardımcı olur. Tüm ekonominin ve toplumun dijital yapısını olumlu yönde destekler. İsteğe bağlı e-faturanın yeterince yaygın bir şekilde kullanıma sunulmasının ardından, küresel ticaret için fayda sağlayan zorunlu bir yapıya dönüştürülmesi oldukça muhtemeldir.
Mali verilerin gerçek zamanlı olarak toplanması, kamu maliyesinin temel karar alma mekanizmalarından biri hâline geliyor. İşlem verileri, iş dünyasına dair genel tabloya tam zamanlı ve güvenilir bir yaklaşımla bakılabilmesini sağlar. Hükumetlerin karar alma sürecinde analitik verilere güvenmesine olanak tanır.
Bu durum, birçok hükumetin, vergi mükelleflerinin işlem verilerini gerçek/gerçeğe yakın zamanlı olarak devlet hizmetlerine iletmelerini gerektiren Sürekli İşlem Denetimi (CTC) sistemlerini benimsemelerine neden oldu. Güney Kore, bir CTC sistemini değerlendiren ilk ülkelerden biriydi. 2011’in başlarında belirli vergi mükelleflerinin e-fatura verilerinin hükumete raporlanması zorunlu kılındı.
Zorunluluğun kapsamı genişletildi
İlk uygulamadan sonraki yıl, Güney Koreli yetkililerin yetki kapsamını genişletmesiyle e-fatura sistemi daha çok vergi mükellefi için zorunlu hale geldi. 2014 yılında CTC yetkilerinin kapsamında, ilgili kapsamın günümüzdeki seviyeye ulaşmasını sağlayan başka bir genişletme yapıldı.
Mevcut sistem, tüzel olan herhangi bir işletmenin veya bir önceki vergi yılı için toplam arz değeri 300.000.000 KRW veya daha fazla olan bir kişinin, KDV’ye tabi mal veya hizmetlerin alıcısına bir e-fatura düzenlemesini ve fatura verilerinin hükumete raporlanmasını zorunlu kılıyor.
Güney Kore e-fatura sistemi, alıcıya bir e-fatura düzenlenmesini ve düzenlendiği tarihten itibaren bir gün içinde bu fatura verilerinin devlet portalına raporlanmasını zorunlu kılıyor. E-faturalar gönderilmeden önce, tedarikçilerin bunları bir PKI elektronik imzasıyla dijital olarak imzalaması gerekiyor. E-faturalar, Ulusal Vergi Dairesi (NTS) Portalına XML formatında rapor ediliyor. Gerçeğe yakın zamanlı raporlama süresi sınırı nedeniyle, Güney Kore e-fatura sistemi CTC kategorisinde bulunuyor.
Güney Kore en başından beri kapsamlı bir e-fatura sistemini uygulamaya koydu. Sonuç olarak, gerekliliklerde veya uygulamalarda önemli bir değişiklikle karşılaşılmadı. Bu durum, Güney Kore’deki vergi mükelleflerine, sürekli değişikliklerin olduğu diğer CTC yargı bölgeleri ile karşılaştırıldığında büyük bir rahatlık sağlıyor.
Vergi mükelleflerine sağladığı faydaların yanı sıra, düzenleyici değişikliklerin uygulamaya konma maliyetleri önemli miktarlarda olabileceğinden, üzerinde düşünülmüş bir CTC sisteminin devlet için de daha az külfetli olmasını sağlıyor.
Giderek daha fazla sayıda hükumet CTC rejimlerini benimsemeyi düşünüyor. Hükumetler, hem hükumet hem de vergi mükellefleri açısından olumlu sonuçlanan bu yaklaşım için Güney Kore’yi bir başarı hikayesi olarak görmeli.
Yunan hükümeti, myDATA’nın faaliyete geçme tarihini Nisan 2021 olarak belirleyerek projeyi bir kez daha erteledi. Bu beklenen bir duyuruydu ve önceki faaliyete geçme tarihi olan Ocak 2021’e kadar hazırlıklarını tamamlayamayacaklarından endişe duyan Yunan vergi mükellefleri büyük bir rahatlama yaşadı.
2021’in ilk çeyreği, ek eğitim ve yeni Sürekli İşlem Denetimi (CTC) çerçevesinin benimsenmesi için bir fırsat sunacak.
Özellikle Bakanlık Kararı A.1300 / 2020 (Haziran ayında yayınlanan 1138/2020 kararını değiştirerek) gereği, gerekli verilerin myDATA platformuna zorunlu olarak iletilmesi de 1 Nisan 2021’e ertelenecek. 2021’in ilk çeyreğine ait veriler ise en geç 31 Ekim 2021’e kadar gönderilecek, böylece myDATA e-kitaplarında bir yılın eksiksiz bir genel tablosu oluşturulmuş olacak.
Bakanlık Kararı ile aşağıdakiler dahil bazı ek değişiklikler yayınlandı:
Tam kullanıma sunma zaman çizelgesi güncellendi. 2021 yılının 1. çeyreğine ait gelir, gider ve bordrolaştırma (sırasıyla Ekim sonu, Kasım ve Aralık) verilerinin, farklı teslim tarihlerinde iletilmesi zorunludur. 2020’nin 4. çeyrek verilerinin iletimi isteğe bağlıdır.
Yazar kasa gerektirmeyen toptan ve perakende satış işlemleri için (Φ.Η.Μ), gerekli belgelerin düzenlenmesi ve iletilmesi için bir IAPR uygulaması olan yeni bir veri aktarım yöntemi getirildi. İlgili veriler gerçek zamanlı olarak iletilir.
Perakende işlemleri için iletim zaman çizelgesi, yazar kasa kullanımının gerekliliğine bağlı olarak değişmektedir.
2020 ve 2021 için istisnai olarak, kamu hizmetleri ve kredi kuruluşları gibi belirli sektörler gerekli verileri kümülatif olarak iletmeyi seçebilir. En son Karar, bu listede telekomünikasyon, geçiş ücretleri ve Yunanistan Bankası (the Bank of Greece) dahil olmak üzere ek sektörleri içermektedir.
Yeni vergi, harç, kesinti ve diğer ücret kategorileri 1138/2020 sayılı Kararın Ek 2’sinde duyuruldu. Yayınlanan ek, belge türlerinin tüm alanlarını, bu yeni vergi ve ücretlerin yansıtılması gereken kapsamda listeliyor.
MyDATA’nın faaliyete geçme tarihinin yeniden ertelenmesinin, Yunan vergi mükelleflerinin ve ilgili paydaşların yanı sıra IAPR’nin (Yunanistan Vergi Dairesi) yeni CTC gerekliliklerine uygun bir şekilde ve zamanında hazırlanmasını sağlayıp sağlamayacağı henüz kesinliğe kavuşmuş değil.
30 Temmuz 2020’de CBIC, e-fatura için zorunluluk eşiğini 1 milyar INR’den 5 milyar INR’ye yükseltmişti. Bunun sebebi büyük ölçüde hükumetin e-fatura platformunun teknik istikrarını ve performansını gözetmek için tedbirli davranmasıydı, çünkü 1 milyar INR eşiğindeki vergi mükellefleri, Şubat 2020’de başlayan gönüllülük dönemi kapsamında halihazırda sistemlerini test ediyordu. Temmuz ayındaki bu değişiklikle belirli mükellefler kapsam dışına çıkarılsa da, e-fatura sisteminin belirli bir süre boyunca istikrarlı işlediği kanıtlandığında, hariç tutulan bu mükelleflerin tekrar kapsama dahil edilmesi bekleniyordu.
Hindistan yetkilileri, bu başarılı ilk geçişin ardından zorunluluk kapsamını ilk kapsamın dışında bırakılan mükellefleri de içine alacak şekilde genişletti. 1 Ocak 2021, 1 milyar INR ve üzeri eşiğindekiler için büyük gün oldu.
Geleceğe bakış
Bu son gelişmelerle birlikte Hindistan’daki sürekli işlem denetimli fatura sisteminin yakın zamanda daha da genişletilmesi ve daha fazla vergi mükellefi için zorunlu hale gelmesi kaçınılmaz. Üstelik Maliye Bakanlığı, ülkedeki tüm vergi mükellefleri için son tarih olarak 1 Nisan 2021’e işaret etti. Bu son tarih biraz iddialı görünse de Hindistan belirlenmiş bir yol izlediği için gerçekleşmesi muhtemel.
İtalya 2019’da Sürekli İşlem Denetimi (CTC) reformunu kamuoyuna açıkladı – 2020’nin de bir büyüme yılı olduğu söylenebilir. İtalyan yetkililer, ülkedeki merkezi e-fatura platformunun sağladığı başarının tüm potansiyel faydalarından yararlanmayı planlıyor. Güncellemelerin çoğu, önümüzdeki yıl veya 2022’de yürürlüğe konacak ve uygulanacak.
İşletmelerin bilmesi ve önümüzdeki yıl için önceden hazırlıklı olması gereken önemli değişikliklerin kesin listesi şöyle:
FatturaPA and SDI: Yeni şema ve doğrulamalar
Şubat ayında, İtalyan vergi idaresi, FatturaPA için yeni teknik özellikleri ve SDI’nın gerçekleştirdiği doğrulamaların duyurusunu yaptı. Yeni teknik özelliklerin ilk etapta Ekim 2020’de yürürlüğe konması planlanmış olsa da, İtalya yeni şemanın zorunlu kullanımını ve yeni doğrulamaları 1 Ocak 2021’e kadar erteledi.
Kasım ayı sonunda, vergi dairesi 1 Ocak’ta yürürlüğe girecek olanları tamamlayıcı nitelikte olan yeni teknik özellikler yayınladı. Yeni kurallar, belirli alanların doğrulanmasında etkili olan kriterleri değiştiriyor. Bu kurallar, 31 Aralık 2020 tarihine kadar CausalePagamento alanı için geçici bir “Z” kodunu yeniden kullanıma sunuyor.
E-arşivlemede yeni kurallar
Dijital İtalya Ajansı (AGID), 7 Haziran 2021’de yürürlüğe girecek arşivleme kurallarının duyurusunu yaptı. Bu durum, İtalyan yasalarınca e-fatura düzenleyen işletmelerin, yeni standartları ve ayrıntılı meta verilerin bildirilmesini içeren yeni gereklilikleri yerine getirmesi anlamına geliyor.
Kağıt faturadan elektronik faturaya dönüşümde yeni kurallar
AGID, yukarıdaki arşivleme kuralları ve 7 Haziran 2021’de yürürlüğe girecek olan kurallar dışında, kağıt faturaların elektronik faturalara dönüşümü için yeni kurallar da yayınladı. İtalya’da birçok fatura elektronik ortamda düzenlenip gönderilse de, sınır ötesi faturalar gibi bazı belgeler hala farklı yollarla düzenleniyor.
Bahsi geçen kurallar, kağıt belgelerin büyük oranda kaydileştirilmesi sırasında gerçekleştirilen sertifikalandırma sürecine ilişkin yeni standartları ve açıklamaları kapsıyor. Sertifikalandırma, elektronik dosyanın içeriğinin ve biçiminin saklanabilir kopyasıyla uyumlu olmasını amaçlıyor.
Kullanıma hazır KDV iadesi
2019’un sonunda İtalya; e-faturalar, Esterometro (sınır ötesi işlemler raporu) ve corrispettivi elettronici(günlük toplu raporu içeren B2C satış kaydı) aracılığıyla SDI platformuna gönderilen verileri kullanarak, kullanıma hazır KDV iadesi planının duyurusunu vergi mükellefleriyle paylaştı. İlk plan, kullanıma hazır KDV iadelerini bu yılın Temmuz ayında piyasaya sürmekti. Ancak İtalya, bu durum FatturaPA şemasında değişikliklere sebep olacağı için projeyi erteledi.
Proje, KDV iadesi taslağının ve 1 Ocak 2021’den sonra gerçekleştirilen işlemlerde gelen ve giden fatura kayıtlarının oluşturulmasını ve geçerliliğini kapsıyor. Vergi mükelleflerinin kullanıma hazır belgedeki verilere nasıl erişim sağlayacakları veya verileri nasıl değiştireceklerine ilişkin daha fazla açıklamanın da yapılması bekleniyor.
Esterometro’nun son günleri
İtalya, 2022’de Esterometro ile yollarını ayıracak. 2021 İtalyan Bütçe Kanununa göre, sınır ötesi işlemler gerçekleştiren (örn. sınır ötesine ürün tedariği sağlayan veya sınır ötesinden tedarik eden) İtalyan vergi mükelleflerinin, Esterometro’yu ibraz etmek yerine, FatturaPA şemasını kullanarak SDI platformu aracılığıyla sınır ötesi işlemlerinin verilerini bildirmesi gerekiyor. 1 Ocak 2021’de yürürlüğe girecek yeni FatturaPA şemasındaki değişiklikler ile vergi dairesi, sınır ötesi işlem verilerine eskiye kıyasla daha fazla erişim sağlayacak.
2020’nin sonuna hızla yaklaştığımız bugünlerde, İtalya’da ticaret yapan şirketler, 2021 ve ilerleyen zamanlar için bahsi geçen değişikliklere, yürürlüğe konmadan önce hazırlıklı olmalı.
Hindistan’ın Sürekli İşlem Denetimi (CTC) reformu bir aydan kısa bir süre önce uygulamaya geçirilmiş olsa da, e-fatura platformunu oluşturan hukuki ve teknik çerçeve hala tam anlamıyla netleşmedi. Ancak, yapbozun parçaları yavaş yavaş yerine oturmaya başladı.
Bu yılın başında Hindistanlı yetkililer, mali bilgiler için ana veri toplama kaynağı olarak e-fatura platformunu uygulamaya koyma hedeflerini duyurmuştu. Bu planın bir parçası olarak, e-fatura sistemi ile GSTN ve e-irsaliye platformları arasında arka uç bağlantısı sağlandı. Geçtiğimiz günlerde de e-fatura platformunun becerilerini arttırmak üzere daha fazla adım atıldı.
Maliye Bakanı, Ekim ayının başında yaptığı duyuruda e-fatura sisteminin yakında Hindistan e-irsaliye sisteminin yerini alacağını ifade etmişti. O günden bu yana, e-fatura platformuna e-irsaliye ile ilgili yeni teknik beceriler eklendi. Korumalı alan sayfasına belirli bir IRN’nin e-irsaliye bilgilerini almak için yeni bir API eklendi. Ayrıca şu anda e-fatura zorunluluğu kapsamında olan vergi mükelleflerinin, e-irsaliye oluşturmak için e-irsaliye portalını kullanmasının engellenmesi de bekleniyor. Bu mükelleflerin e-irsaliye oluşturmak için e-fatura platformunu kullanması gerekecek.
E-irsaliye platformundan e-fatura platformuna geçişin tamamlanması biraz zaman alacak olsa da, Hindistanlı yetkililer bu geçişin mümkün oldukça sorunsuz ve hızlı gerçekleşmesi için sıkı çalışıyor. Vergi mükelleflerinin bu hedefi göz önünde bulundurarak ileride e-irsaliye oluşturmak için e-fatura platformunu kullanmaya başlayabilmek için kendilerine düşen hazırlıkları tamamlamaya başlaması gerekiyor.
Portekizli yetkililer, 1 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe girmesi için hazırlığı yapılan benzersiz kimlik numarası (ATCUD) ile ilgili uzun zamandır beklenen regülasyonu yakın zamanda yayınladı. Bu durum, bulmacanın önemli bir parçasının artık halka açık hale geldiği anlamına gelse de, Portekiz vergi dairesi bu yükümlülüğü 2022 yılına kadar erteledi. Bir kavram olarak 2019 yılında tanıtılan ATCUD, 412/2020-XXII sayılı yeni Bakanlık Emri’ne göre 1 Ocak 2022 tarihinden itibaren zorunlu olacak. Bu nedenle, daha öncesinde 195/2020 sayılı Yönetmelik tarafından belirlenen son tarih olan Ocak 2021 bir yıl daha ertelenmiş oldu.
Doğrulama kodları
195/2020 sayılı Yönetmelik ile uygulanan diğer özellikler ise hala geçerliliğini koruyor. Faturalarını Portekiz yasalarına göre düzenleyen şirketler, faturalarda kullanılan seri numaralarını, bu numaraları kullanmaya başlamadan önce Portekiz vergi dairelerine bildirmek zorundadır. Seriler bildirildikten sonra, vergi dairesi bildirilen her seri numarası için bir doğrulama kodu verir.
Bu doğrulama kodu, daha sonra ATCUD’nin bir parçası olarak kullanılır. ATCUD, serinin doğrulama kodu ve “ATCUD: Doğrulama Kodu-Seri numarası” formatında seri içinde yer alan sıralı bir numaradan oluşur. ATCUD, QR kodundan hemen önce tüm faturalara dahil edilmeli ve faturanın her sayfasında okunabilir olmalıdır.
Bir doğrulama kodu almak için vergi mükelleflerinin aşağıdaki bilgileri Portekiz vergi dairesine bildirmesi gerekir:
1. Belge serisinin tanımlanması;
2. SAF-T (PT) veri yapısında belirlenen belge türlerine göre belgenin türü;
3. Seri içinde kullanılan seri numarasının başlangıç sayısı;
4. Vergi mükellefinin, doğrulama kodunun gerekli olduğu seriyi kullanmaya başlamasının öngörüldüğü tarih.
Bu bilgiler başarılı bir şekilde sağlandıktan sonra, vergi dairesi minimum sekiz karakterden oluşan bir doğrulama kodu oluşturur.
Ayrıca, 195/2020 sayılı Yönetmeliğe göre, ATCUD’nin bir parçası olan seri numarası, SAF-T dosyasının Portekiz versiyonunun belirli bir alanından elde edilen bir referanstır.
412/2020-XXII sayılı yeni Bakanlık Emri, vergi dairesinin, vergi mükelleflerinin 2021 yılının ikinci yarısından itibaren bir doğrulama kodu elde etmek için seri numaralarını bildirmelerine izin vermeleri gerektiğini de belirtiyor. Böylece vergi mükellefleri yeni yükümlülük için hazırlık yapabilecek ve bu yeni yükümlülüğe uyum sağlayabilecek. Verilerin vergi dairesine nasıl iletileceği ve doğrulama kodunun vergi dairesinden nasıl alınacağı ise henüz yayımlanmadı.
ATCUD’nin yürürlüğe girme tarihiyle ilgili yapılan son değişikliğin aksine, QR kodunun yürürlüğe girme tarihi 1 Ocak 2021 olarak onaylandı. QR kodu ile ilgili teknik özelliklere, vergi dairesinin internet sitesinden ulaşmak mümkündür.
Harekete Geçin
Verginin geleceğine yönelik detaylı bilgi almak için İngilizce olarak hazırlanan Trends: Continuous Global VAT Compliance dökümanını indirebilir, haberleri ve son gelişmeleri takip etmek için bizi LinkedIn ve Twitter üzerinden takip edebilirsiniz.