Birçok kişi e-belgelerin uzun bir süre Türkiye’nin yanı sıra sadece Latin ve Güney Amerika’da uygulanacağını düşünse de bu tür düzenleyici standartlar hızla tüm dünyaya yayılıyor. Uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketlerin fark etmeye başladığı gibi, Türkiye’de 10 yılı aşkın süredir yaşanan “verginin dijital dönüşümü”nün benzerleri, bir süre sonra dünyanın neresinde iş yaparsanız yapın, uyumlanmanız gereken süreçler olarak karşınızda duracak…
Dünya genelinde hükümetler, vergi idareleri ile işletmeler arasındaki açığı kapatmak için dijital araçlardan yararlanmaya yönelik hızlı adımlar atıyor. Sadece yerel çalışmalar yapan şirketler için Türkiye’deki vergi sistemine uyumlanmak yeterli olsa da yurt dışı bağlantısı olan şirketler için durum farklı.
Her ülkenin standartları, uygulamaları ciddi farklılıklar gösteriyor. Amaç aynı olsa da birbirinden çok farklı dijital vergi sistemleri inşa ediliyor. Şirketlerin bunlara uyumlanabilmesi için ya Sovos gibi doğrudan dünyanın her yerinde hizmet sunabilen servis sağlayıcılarla çalışmaları ya da kendi içlerinde çok sağlam temeller inşa etmeleri gerekiyor.
KPMG’den Kathya Capote Peimbert’in belirttiği gibi: “Yasal uyumluluklar bir evi inşa etmek gibidir. Her şey güçlü bir temel ile başlar. Mevzuat uyum temeliniz doğru bir şekilde oluşturulduktan sonra, başarılı bir şekilde üzerine inşa etmeye ve genişletmeye devam edebilirsiniz. Eğer işletmeler gerekli altyapıya sahip değilse, yeni yönetmelikler ve talimatlar ortaya çıktıkça, bunlara karşı hazırlanma ve süreçleri yönetme konularında sorun yaşamaya başlarlar.”
Eskiden vergi, işten “çok sonra”nın konusuydu. Bugün ise “günün konusu.” Ertelenebilen, daha sonra düzenlenebilen değil, gerçek zamanlı bir sorumluluktan bahsediyoruz. Dijital yürütülmesi gereken bir sorumluluk. Dolayısıyla bu artık sadece finans/muhasebe ekiplerinin görev alanında olmaktan çıkıyor. İster istemez Bilgi Teknolojileri (BT) ekipleri sürece dahil oluyor.
BT ekipleri de farkında: Hataların fark edilmediği, yavaş işleyen, diğer teknolojilerle konuşamayan sistemlerle bu çevikliğe uyum sağlamak mümkün değil. Ve şunu kabul edelim: vergi teknolojileri çok karmaşık yapılar.
Bununla birlikte sürecin, ilgili tüm ekiplerin iş birliğinde yürütülmesi gerekiyor. Finansal süreçleri takip edip gereklilikleri yerine getiren bir ekip, bununla ilgili teknolojiyi sunan ve güncel tutan bir ekip ve yasal düzenlemeleri, yapılan değişiklikleri takip eden, anlayan ve uyarlayan bir ekip… İşletmelerin, gereklilikler hakkında bilgi sahibi olmak için iyi bir yöntemleri yoksa, onlar için her şey sürpriz oluyor ve her seferinde kendilerini sıfırdan başlıyormuş gibi hissediyorlar. Paniğe kapılıyorlar. Çünkü bazı düzenlemeler hükümetler tarafından 2-3 gün gibi kısa sürelerde bile talep edilebiliyor. Diğer yandan Christiaan Van Der Valk tarafından aktarılan bilgilere göre yükümlülük tarihleri çok ileride olsa da hissiyat farklı değil.
Christiaan Van Der Valk diyor ki: “İşletmelerle konuştuğunuzda, en yaygın çıkarım, yeni bir talimata hazırlanmak için ne kadar zamanları olursa olsun, diğer şirket öncelikleri nedeniyle bunun her zaman çok az olduğudur. Bunun iyi bir örneği, iş camiası ve hükümetin bir talimat oluşturmak için iki yıldan uzun bir süredir çalıştığı ve birçok işletmenin hazırlık konusunda yine de geç kalacağını duyduğum Fransa’da görülüyor. Bu durum kuruluşların yapılandırılmış bir plana sahip olmamasından kaynaklanıyor.”
Avrupa Birliği genelinde, raporlamaya yönelik yeni talimatlar ve kılavuz ilkelere ilişkin daha büyük bir küresel eğilimin parçası olan yeni gelişmeler yaşanıyor. “Dijital Çağda KDV” (ViDA – VAT in the Digital Age) adlı çok büyük bir girişim ortaya atıldı. Avrupa Birliği Komisyonu tarafından geliştirilen bu program ile AB ülkelerinin mevcut KDV sistemini iyileştirmek ve dolandırıcılığı daha iyi önlemek için teknolojiyi kullanmak hedefleniyor. Bu teklifin yasalaşması, şirketlerin bu ülkelerde faaliyet gösterme şeklinde önemli değişikliklerin meydana geleceği anlamına gelecek. Tabii AB ülkelerini de e-dönüşüm sürecinde daha hızlı yol almaya yönlendiren bir adım bu.
Bu sistemin e-ticarettte, diğer üye ülkelerdeki tüketicilere satış yapan işletmelerin tüm AB için yalnızca bir kez kayıt yaptırmalarına ve KDV yükümlülüklerini tek bir dilde tek bir online portal üzerinden yerine getirmelerine olanak tanımak gibi imkanları da olacak.
Uzmanlar, önümüzdeki iki ila dört yıl içinde dünya genelinde 50’den fazla yetki alanında yeni talimatlar uygulanmaya koyulacağını söylüyor. Faaliyet göstermek için gereken farklı uyum yükümlülüklerinin sayısı arttığından ve bunları karşılamak için gereken zaman çizelgesi daha sıkışık hale geldiğinden bu durum çok uluslu şirketler için daha da önemli hale geliyor. e-Faturalama ve ViDA raporlamasını da içeren kapsamlı uyum stratejileri oluşturmak için çok uluslu şirketlerin önemli yatırımlar yapması gerekecek. Ve bu yatırımları geç kalıp, panik yaşamadan hayata geçirmesi, şirketlerin bu konudaki geleceğini belirleyecek.
Yönetim ekibine bu işin ciddiyetini anlatmak ve gerekli stratejileri kurmak için BT ekiplerine büyük rol düşüyor…
Verginin dijital dönüşümü her geçen gün yeni e-belgeler ve uygulamalarla gelişimini sürdürürken, sektörlerin kendi dinamiklerine göre ihtiyaçları da değişiyor. Hatta faaliyet gösterdikleri alana göre sektörlerin kendi içlerinde bile farklı uygulamaları söz konusu olabiliyor. Perakende sektörü bunun en belirgin örneklerinden biri.
Perakende sektörünün temsilcileri ile bir araya gelerek e-dönüşüm alanındaki mevcut ihtiyaçlarını, çözüm önerilerimizi ve bu alanda sektörü bekleyen yenilikleri konuştuk. Perakendecilerin ihtiyaçlarına da çözüm olacak, sektörü bekleyen en önemli yenilik: yakında milyarlarca fişin fiziksel olarak ortadan kalkması olacak. Yazar kasa ya da yeni nesil ödeme kaydedici cihazlarda (ÖKC) üretilen kâğıt fişlerin yerini elektronik ortamda düzenlenecek ve SMS ya da e-posta yoluyla elektronik ortamda iletilecek e-belgeler (e-arşiv fatura) alacak.
Bu değişiklikle birlikte online satış ve mağazalar arasındaki teslimat, değişim, iade süreçlerinde verimlilik sağlanması bekleniyor. Ayrıca perakende sektörünün mağazalarda kullandığı ÖKC’lerin (Ödeme Kaydedici Cihaz) oluşturduğu cihaz maliyeti, cihaz bakım ve güncel tutma masraflarının öncelikle ciddi oranda azalması, ardından geçiş sürecinin tamamlanmasıyla da tamamen ortadan kalkması hedefleniyor.
Fişlerin dijital dönüşümü perakendecilere pek çok avantaj sağlasa da geçiş dönemleri herkes için endişe verici olabilir. Özellikle her gün yoğun satın alma, değişim, iade işlemlerinin gerçekleştiği; işlem ve müşteri sayısının fazla olduğu; gerçek zamanlı iş yapma zorunluluğu olan perakende dünyasında günlük akışın aksama riski ve her mağazanın, şubenin yeniliklere uyum sağlama hızının farklı olması ihtimali endişeyi artırabilir. Sovos Türkiye olarak uzun zamandır hazırlığını sürdürdüğümüz teknolojik alt yapı ve iyi planlanmış geçiş projeleri ile “hibrit geçiş”in nasıl mümkün olduğunu ve günlük akışı etkilemeden sürecin nasıl gerçekleştirilebileceğini aktararak bu endişeleri ortadan kaldırıyor ve sektörün dijital dönüşümün avantajlarına odaklanmasını sağlıyoruz.
Sürece hibrit geçişin bir parçası olarak mağazalarda bir miktar ÖKC ile işlem yapılmaya devam ederken, eş zamanlı olarak fiş yerine e-arşiv fatura kullanımını başlatmak mümkün olabilir.
Fişlerin yerine e-belgelerin kullanılmasıyla e-defter üretimi ve özetlemesinde de kolaylıklar sağlanıyor. Örneğin ÖKC kullanılırken cihaz başına ayrı ayrı günlük Z Raporları e-Deftere kaydedilirken, e-Arşiv Faturaya geçişle birlikte alınacak izinle, şirket bazında/şirket alt birimleri bazında günlük e-Arşiv raporları almak ve e-Deftere topluca ve tek kayıt olarak kaydetmek gibi kullanışlı yöntemler tercih edilebiliyor.
Fişlerin dijitalleşmesine kadar uzanan e-dönüşüm yolculuğu; tasarrufu, verimliliği, izlenilebilirliği artırıyor ve bununla birlikte şirketlerin risklerden uzaklaşmasını sağlıyor, denetim cezalarının oluşması ihtimalini azaltıyor. Azalan bir diğer önemli şey de karbon ayak izi oluyor. Kâğıt tasarrufu anlamında da büyük bir devrim olan bu dönüşümü perakendecilerle birlikte en hızlı şekilde gerçekleştirmek için bilgilendirme ve uygulama çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Konu hakkında linke tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Güncelleme: 23 Şubat 2024, Carolina Silva tarafından
9 Şubat 2024’te Malezya İç Gelir Kurulu (IRBM), yaklaşmakta olan sürekli işlem kontrolleri (CTC) reformu hakkında uzun zamandır beklenen güncellemeler yayınladı. Daha spesifik olarak, IRBM, Ağustos 2024’ten itibaren CTC yetkisinde önemli değişiklikler içeren e-fatur alama ve e-faturalandırmaya özel yönergelerin yeni sürümleriyle birlikte Yazılım Geliştirme Kitini (SDK) yayınladı.
E-faturalama belgelerinin yeni versiyonları, IRBM platformu MyInvois aracılığıyla zorunlu e-faturalama ve gümrükleme tabi sektör ve işlemlerin kapsamını tanımlamaktadır.
Kapsamındaki sektörler şunlardır:
Bireysel alıcılarla yapılan işlemler (B2C) e-faturalama yetkisi kapsamının dışındadır. Kapsam dahilinde olmayan işlemler için her türlü e-fatura alıcının talebine tabidir.
Alıcının e-fatura talep etmediği durumlarda, tedarikçiler bugün olduğu gibi fatura veya makbuz düzenlemeye devam edebilirler. Başlangıçta, bu istisna yalnızca B2C işlemleri için öngörüldü, ancak şimdi zorunlu e-fatura kapsamına dahil olanların yanı sıra tüm işlemleri kapsayacak şekilde genişletildi.
Bununla birlikte, tedarikçiler bir fatura veri raporlama yükümlülüğüne tabi olacak ve dönem boyunca düzenlenen tüm faturaları ve makbuzları toplayan aylık konsolide bir e-fatura (ay sonundan itibaren 7 gün içinde) düzenlemeleri gerekecektir.
IRBM tarafından açıklığa kavuşturulan bir başka senaryo, sınır ötesi işlemlerin Malezya CTC e-fatura raporlama yetkisi kapsamında ele alınmasıdır..
Yabancı taraflar Malezya”nın e-faturalama sistemini uygulamakla yükümlü değildir, ancak Malezyalı alıcılar masrafı belgelemek için kendi faturalandırılmış bir e-fatura düzenlemelidir.. Bu, aynı yapılandırılmış XML veya JSON formatında olmalı ve sınır ötesi işlemler için bir raporlama yükümlülüğüne benzer şekilde myInvois platformuna gönderilmelidir.
Malezya CTC sistemi, alıcıların e-faturalama akışlarında gelen faturaları reddetmelerine ve tedarikçilerin iptal yapmasına izin verecek. Bu talepler 72 saatlik bir süre sınırına tabidir, bundan sonra fatura düzenlenmiş sayılır ve herhangi bir düzeltme veya değişikliğin kredi, borç veya geri ödeme notları aracılığıyla yapılması gerekecektir.
IRBM’ye göre, bu işlevler yalnızca tarafların rahatlığı için eklenmiştir. Tedarikçi tercih ederse, düzeltmeler yine de kredi, borç veya geri ödeme faturaları yoluyla yapılabilir.
Ek olarak, yeni belgeler ayrıca CTC e-fatura raporlama yetkisi kapsamında kendi kendini faturalamanın nasıl ele alınması gerektiğini ve geri ödemeler, istihdama yardımları, kar dağıtımları, yabancı gelir ve e-ticaret işlemleri gibi belirli işlemlerin nasıl ele alınması gerektiğini açıklığa kavuşturdu ve açıkladı.
Malezya’da e-faturalama konusunda yardım ister misiniz? Uzman ekibimizle bugün iletişime geçin.
Güncelleme: 29 Kasım 2023, Carolina Silva tarafından
Şu anda meclis onayını bekleyen Malezya 2024 Bütçe yasası, ülkede zorunlu e-faturalandırmanın uygulama zaman çizelgesinde değişiklikler getiriyor.
Yeni bütçe yasasına göre, yıllık gelir cirosu 100 milyon RM’den fazla olan vergi mükellefleri için elektronik faturalandırmanın uygulanması ertelenecek ve başlayacak (yaklaşık. 20 milyon euro) 1 Ağustos 2024’te – planlanan orijinal Haziran 2024 tarihi yerine.
E-faturalama yönergelerinde yer alan uygulama zaman çizelgesi Ekim 2023’ün sonunda güncellendi ve Malezya vergi dairesi yeni aşamalı bir zaman çizelgesi paylaştı:
Bu teklif, vergi mükelleflerine yeni e-faturalama yetkisine hazırlanmaları için daha fazla zaman sunuyor, ancak bu ertelemeler önemli değil. İlk uygulama grubundaki vergi mükellefleri, Ağustos 2024’e kadar uyum sağlamak için yeni e-faturalama sistemine yakın zamanda hazırlanmaya başlamalıdır.
Şu anda, IRBM, 2023’ün sonuna kadar ilgili teknik belgeleri içeren bir yazılım geliştirme kiti yayınlamaya hazırlanıyor.
E-faturalandırmanın küresel yükselişi hakkında daha fazla bilgi edinmek ister misiniz? Özel e-Faturalama Kılavuzumuzu okuyun.
Güncelleme: 25 Temmuz 2023 Enis Gencer tarafından
Ekim 2022’de Malezya Mal iye Bakanlığı devlet bütçesinde, seçilmiş vergi mükelleflerinden başlayarak 2023’te bir pilot e-faturalama programı başlatmayı planladığını duyurdu.
Bütçe tablosu, e-faturaları ülkenin vergi geliri ve dijital hizmetler altyapısını iyileştirmek için ana strateji olarak görüyor. Malezya İç Gelir Kurulu (IRBM) ve Malezya Dijital Ekonomi Şirketi (MDEC), bu hedefe ulaşmak için e-faturalama projesi üzerinde çalışıyor. Projeyle ilgili ayrıntıları paylaşmak için paydaşlarla katılım oturumları düzenlediler.
Katılım oturumlarının ardından, IRBM, yaklaşmakta olan e-fat uralama sisteminin uygulama ayrıntılarına ilişkin bir kılavuz yayınladı. Malezya e-faturalama sistemi, Haziran 2024’te başlaması planlanan ve yaklaşık 4.000 şirketin belirlenen eşi ği aşması planlanan bir CTCgümrükleme modeli olacak .
Asya’da e-faturalama hakkında daha fazla bilgi için bu blogu okuyun.
MyInvois adı verilen yeni e-faturalama sistemi, ticari faaliyetlerde bulunan tüm vergi mükelleflerinin Malezya’da elektronik olarak fatura düzenlemelerini gerektirecek. Bu, dernekler, şirketler ve sınırlı sorumluluk ortaklıkları dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere tüm bireyler ve kuruluşlar için geçerlidir.
Gereksinimlerin işlem kapsamı, hem yurtiçi hem de sınır ötesi tüm B2B, B2G ve B2C işlemlerini kapsar.
Aşağıdakiler e-faturalandırmaya tabi olacaktır:
Ayrı bir kılavuz, sınır ötesi işlemlerin muamelesi hakkında daha fazla ayrıntı sağlayacaktır.
B2B ve B2G e-faturalama, aşağıda açıklandığı gibi benzer bir iş akışını izleyecektir.
Son tüketicilerin e-fatura talep etmediği B2C işlemleri için, tedarikçilerin mevcut uygulamalara göre makbuz veya fatura düzenlemelerine izin verilecektir. Bununla birlikte, vergi mükellefleri tüketicilere verilen makbuzları veya faturaları bir araya getirmeli ve belirli bir zaman dilimi içinde e-faturalama sistemi aracılığıyla bildirmelidir.
E-fatura oluşturmak için vergi mükellefleri, IRBM tarafından sağlanan ücretsiz çözüm veya API’ler aracılığıyla myInvois platformunu kullanmalıdır. Platformla kimlik doğrulama, IRBM tarafından verilen dijital sertifikalara dayanmaktadır.
Mükellefler e-faturalarını XML veya JSON formatında oluşturmalı ve myInvois platformuna göndermelidir. Başarılı bir gönderimden sonra, platform şema kontrolleri gerçekleştirir ve her e-faturaya benzersiz bir kimlik atar.
E-fatura alışverişinin myInvois platformu tarafından yapılmayacağını anlamak önemlidir. Bunun yerine tedarikçiler, IRBM tarafından sağlanan doğrulama bağlantısını bir QR Kodu şeklinde e-faturaya dahil etmekten ve alıcılara göndermekten sorumlu olacaktır. Alıcılar, e-faturanın varlığını ve durumunu myInvois platformu üzerinden doğrulamak için bu QR Kodunu kullanacaktır.
Görev süresinin devreye alınması şu programı takip edecektir:
Yıllık ciro veya gelir, 2022’den itibaren denetlenen mali tablolara veya vergi beyannamelerine dayanacaktır. Bir vergi mükellefinin uygulama zaman çizelgesi 2022 mali tabloları kullanılarak belirlendikten sonra, yıllık cirolarında veya gelirlerinde sonraki değişiklikler, yayınlanma tarihlerini etkilemeyecektir.
Malezya”da e-faturalandırmanın uygulanması hakkında daha ayrıntılı bilgi mevcut olduğundan, vergi mükellefleri yaklaşan değişiklikler için sistemlerini hazırlamaya başlamalıdır.
2023’ün 4. çeyreğinde, IRBM, ilgili teknik belgeleri ve API’leri içeren bir Yazılım Geliştirme Kiti yayınlamaya hazırlanıyor. Ayrıca, uygulamanın belirli yönleri hakkında ek rehberlik ve beklenen yasal değişiklikler zamanla beklenmektedir.
Malezya’da e-faturalama hakkında daha fazla bilgi mi arıyorsunuz? Uzman ekibimizle iletişime geçin.
Dijital dönüşümün her geçen gün değişerek gelişmesiyle kurumlar için yeni teknolojik çözümler ve bulut teknolojiler ön plana çıkıyor. Şirketlerin dijital dönüşümlerini gerçekleştirirken, e-belge oluşturma, iletme, kabul etme, inceleme takip etme ve raporlama konularında temelde on-premise ve bulut tabanlı teknolojiler olmak üzere tercih edebilecekleri iki yöntem bulunuyor.
İhtiyaç duyulan yazılımların satın alınarak şirketlerin kendi veri merkezlerinde yönetilmesi şeklinde tanımlanan on-premise yöntemi, sistem yönetimini zorlaştırmasının yanı sıra maliyetli de olabiliyor.
Donanımları üretmek/satın almak ve sürdürülebilirliğini sağlamak için daha yüksek maddi kaynaklar ayırmak gerekiyor. Bu yöntemde vergi mükellefi, bütün özelleştirmeleri, uyarlamaları, yazılım güncellemelerini ve regülasyon takibini kendi sorumluluğunda yönetmek zorunda oluyor. Bunun için sistemlerin bakımını yapacak, sürdürülebilirliğini sağlayacak bilgi teknolojileri personellerine ihtiyaç duyuluyor. Sistemi kullanacak ve devamlılığını sağlayacak kişilere eğitimler verilmesi de gereklilikler arasında.
Bulut tabanlı çözümler ise daha esnek, hızlı uygulanabilir olması ve operasyonel maliyetleri azaltması gibi özellikleri ile firmalara sağladığı avantajlar sayesinde dijital dönüşümün önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.
Bulut tabanlı teknolojilerin öne çıkan faydalarını şu şekilde saymak mümkün:
Bulut tabanlı servis sağlayıcı seçerken; entegrasyon süreç yönetimi, destek, ulaşılabilirlik, güvenlik, itibar ve referans kriterlerinin göz önünde bulundurulması gerekiyor.
İlk olarak entegrasyon sürecinin nasıl yönetileceği, ne kadar zaman alacağı, hem bu süreçte hem de ilerleyen süreçte desteğe ihtiyaç duyulan her anda firmanın ulaşılabilir olması dikkat edilmesi gereken unsurların başında yer alıyor. Entegrasyon sürecinin herhangi bir aksaklık oluşmadan kısa bir süre içerisinde tamamlanması iş akışının olumsuz etkilenmemesi anlamında değerli bir konu. Yanı sıra ilerleyen süreçte teknik desteğe ihtiyaç duyulması anında hizmet sağlayıcının ulaşılabilir ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemesi de oldukça önemli.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer kritik konu ise verilerin gizliliği ve güvenliği. Servis sağlayıcı bu anlamda sertifika sahibi olsa bile bu sertifikanın kim tarafından, hangi kriterler değerlendirilerek verildiğini öğrenmek ayrı bir önem taşıyor. Bu anlamda bulut tabanlı hizmet sağlayıcısı seçerken; güçlü referanslarının olması, sahip olduğu sertifika türleri, sektör tecrübesi ve hatta çoğu iş alanı için global anlamda hizmet vermesi dikkat edilebilecek değerli noktalar olarak ön plana çıkıyor.
Tüm bu önemli bilgilerin ışığında, e-dönüşüm konusunda kullanımı çok avantajlı gözüken bulut tabanlı teknolojileri tercih etmeye karar verirseniz, hizmet sağlayıcınızdan talep etmeniz gereken özellikler şunlar olmalı:
Bulut tabanlı teknolojileri kullanarak e-dönüşüm süreçlerini yürütmek için doğru yazılım kadar yazılımın üzerinde çalışacağı sunucular, veri tabanının yönetimi ve bakımı, üçüncü parti uygulamaların yönetimi, lisansların takibi, networkün yönetimi de önemlidir. Tüm bunların hizmet sağlayıcı tarafından takip edilmesi sizin ve şirketinizin üzerindeki yükü azaltacak ve kendi iş alanınıza odaklanmanıza imkan yaratacaktır.
Bulut tabanlı teknolojileri güvenle kullanmak için en önemli konulardan biri de tüm araçların 7/24 aktif çalışır olduğunun takip edilebilmesi için monitoring hizmetlerinden faydalanmaktır. Bununla birlikte felaket kurtarma senaryolarının iyi kurgulanması, sürekli back-up’ı alınan bir sistem oluşturulması ve olası bir veri kaybında sistemlerin en yakın tarihli back-up’a geri döndürülebilmesi gerekir. Yine güvenlik için sızdırmazlık taramalarının uygun araçlarla, uygun koşullarda ve uygun yetkinliklere sahip kişiler tarafından yapılması gerekir. Taramaların yapılması kadar, sonuçlarının takip edilmesi, gerekli güncellemelerin yapılması ve yeniden testlerin gerçekleştirilmesi de uzmanlık gerektirir. Bir diğer deyişle hizmet sağlayıcı sadece sistemleri sunmaktan değil, bulut sistem üzerinde kurulu teknik birçok sistemin işletilmesinden ve sürekliliğinin sağlanmasından da sorumlu olmalıdır. Bunlara örnek olarak şifreleme, güvenlik duvarı, davranışsal analiz, tehdit algılama sistemleri sayılabilir. İyi bir hizmet sağlayıcı sistemleri 7/24 izlemenin ötesinde, sadece ihtiyaç durumunda lazım olacağı için çalışırlığı çoğu zaman ihmal edilen felaket kurtarma senaryoları gibi hazırlıkların da doğru çalışıp çalışmadığını periyodik olarak test eder.
Bulut tabanlı teknolojilerde erişilebilirlik kritik önemdedir. Örneğin sistemlerde bir sorun yaşandığı için e-irsaliyenin hazırlanamaması ya da iletilememesi bir şirketin konteynerlerinin o gün gemiye yüklenememesine bu da bir gün daha liman maliyetinin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Tüm bunlara ek olarak, e-dönüşüm sürecine başladığınızda küçük belge hacimleri ile süreciniz ilerliyor olsa da işlerinizin büyümesi ve yasal zorunlulukların değişmesiyle birlikte esnekliğe ihtiyacınız olabilir. Bu nedenle henüz ilk adımlarda, ihtiyaç duyduğunuzda büyüyebilen bir ekosistemin içinde yer aldığınızdan emin olmanız gerekir.
Regülasyonlarla sürekli değişiklik yaşanan e-dönüşüm dünyasında hiçbir şirket için sadece teknik destek yeterli değildir. e-Dönüşüm hizmet sağlayıcısının süreçler ve yeniliklerle ilgili danışmanlık sunmasına ihtiyaç duyulur.
Bulut tabanlı teknolojiler hakkında daha fazla bilgi için bize ulaşabilirsiniz.
Muhasebe süreçlerinin bulut ortamına taşınması, iş akışlarında herhangi bir aksaklık yaşanmasının önüne geçerken, işletmelere her an her yerden ilgili e-belgeye erişebilme imkânı sunuyor. Sağladığı birçok avantaj ile şirketlere güvenli ve esnek bir alan tanıyan özel entegratörler, firmaların iş akışında merkeze oturarak, tüm süreçleri etkileyebilecek bir önem taşıyor.
On-premise (direk entegrasyon) çözümü kullanıp, bulut altyapısına geçecek olan firmalar için iş akışlarının etkilenmemesi çok kıymetli. Bu süreçte uçtan uca çözüm sağlayabilen, tüm e-belgeleri sunan, SAP paketleri konusunda destek verebilen ve alanında uzman, GİB ile uzun süreli çalışma tecrübesine sahip bir özel entegratör ile çalışan firmalar;
gibi avantajlar elde ediyor.
“E-Dönüşüm’de Bulut Tabanlı Çözümler İle İş Süreçlerini Kolaylaştırın” başlığıyla düzenlediğimiz webinarımızda, gelen sorulara alanında uzman ekibimizin verdiği yanıtlar, bulut tabanlı çözümler ile ilgili en çok merak edilen konulara açıklık getiriyor.
Türkiye’deki zaman akışına baktığımızda, on-premise ile yola çıkıldığını görüyoruz. 2014 yılından itibaren ise bulut alternatifi hayatımıza girdi. Bulut tabanlı çözümlerin; daha esnek, hızlı uygulanabilir olması ve operasyonel maliyetleri azaltması gibi özellikleri ile müşterilerimiz buluta geçiş yapıyor. Günümüzde birçok projenin on-premise yönteminden buluta geçtiğini söyleyebiliriz. Ürünlerimizi tasarlarken de buna göre tasarlıyoruz. Örneğin; on-premise yöntemi kullanan bir müşterimizin nasıl taşınacağı, bu taşıma sürecinin hangi yolla en az efor sarf edilerek gerçekleştirilebileceği senaryosuyla birlikte ürünlerimizi hazırlıyoruz.
Bulut sisteminde olduğu gibi on-premise sistemlerde de belgeler; Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından daha oluşma anından itibaren şema kontrollü bir şekilde seyredebiliyor ve elektronik olarak imzalanarak zaman içinde değişmezliği garanti altına alınıyor. Yanı sıra; belgenin stabili ve dosya deseni değişmiyor. Biz de bu avantajdan faydalanabiliyoruz. Çeşitli “import tool”lar ile on-premise bir ortamda, daha önce kullanılan çözümde ne kadar belge olursa olsun bu belgelerin formatı belli olduğu için e-fatura ise e-fatura, e-arşiv ise e-arşiv, e-irsaliye ise e-irsaliye için çeşitli “import tool”lar yazılabiliyor. Biz de bunları geliştirip kullanıyoruz.
Çok yüksek hacimli bir belgeden bahsediyorsak; bir nas cihazı taşıyarak belge buluta getirilip sonra da bulut sisteminin kendi içindeki stoğuna aktarılabiliyor ya da daha düşük hacimlerde ise daha kolay teknolojiler tercih edilebiliyor. Bulut sisteminde sanki ilk günden beri bu sistemi kullanıyormuş gibi saklanabiliyor. Bu sayede buluta geçiş yapan kullanıcılar, belgelerini sanki ilk günden beri bulutta oluşturulmuş gibi görüntüleyebiliyor, PDF alabiliyor, gerektiğinde indirebiliyor. Ayrıca belgeler yok olmadan saklanabiliyor.
Bulutta tasarladığımız sistemin yatayda genişleyebilir olması çok kritik. Sistem, gerekli yatırımlarla yatayda genişleyebilecek halde tasarlanmış ise bulut üzerinden geçen hacim arttığında ve çok yüksek hacimli yeni mükellefler bu sisteme dahil olduğunda da çok kolay bir şekilde yeni hacmi kaldırabilecek alt yapıya kavuşabilir durumda oluyor. Dolayısıyla hacmin yüksek olması aslında bir nevi bulut tarafında da daha uygun yatırımların yapılıp yatayda ölçeklenebilir altyapılar kurmaya çok teşvik ediyor. “Çok yüksek hacimliler performansı etkiler mi?” sorusuna, “Gerekli yatırımlar yapılmadıysa etkileyebilir fakat bu yatırımların yapıldığı ortamlarda böyle bir sorun yaşanmıyor.” yanıtını verebiliriz.
Kişisel ve finansal verilerin bulut sistemlerde kullanılması, on-premise sisteminde kullanılmasına kıyasla güvenlik açısından büyük sorular doğurabiliyor. Özellikle uluslararası şirketlerde güvenlik ekiplerinin soru işaretleri olabiliyor. Global bir şirketin Türkiye’deki bir şubesiyseniz, özel entegratör firmalar güvenlik anlamındaki endişeleri gidermek için size destek olabilir. Özel entegratörlerin, müşterilerinin güvenlik sorularına göre dökümanlar ürettiği ve cevap verdiği bir süreç var. Bulut konusunda çok karmaşık bir politikanız olsa bile özel entegratörler bu konuda da destek oluyor ve işin nasıl doğru yapıldığını kanıtlı bir şekilde sunabiliyor. Bu da global firmalar da dahil olmak üzere pek çok şirketin konuya bakış açısını değiştirebiliyor.
On-premise yönteminden buluta geçmek isteyenler için halihazırda bir proje planımız ve bir paketimiz bulunuyor. Bu paketin entegrasyonu çok kısa bir sürede yapılabiliyor. Yaklaşık birkaç hafta gibi bir sürede bulutta tekrar hayata geçmiş oluyor. Burada önemli olan konu, eski verilerin taşınması. Çeşitli verilerle taşınabiliyor ancak, verinin boyutuna göre taşıma süreci biraz vakit alabiliyor. Boyut fark etmeksizin müşterimizin birkaç hafta içinde buluttan kesintisiz bir şekilde devam etmesini sağlayabiliyoruz.
Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Türkiye’de onayladığı çözümlere baktığımızda SAP’nin Türkiye’de bir veri merkezi yapısı olmadığı için SAP bu işi tek başına kendisi yapamıyor. SAP’nin bizim sistemlerimize entegre olan, Almanya ekibiyle beraber geliştirdiğimiz paketleri bulunuyor. Bulut sistemlerimizi kullanarak Gelir İdaresi Başkanlığı’na entegre olabiliyorsunuz. Beraber geliştirdiğimiz için SAP’nin Türkiye’ye yönelik ürettiği çözümler bizim bulut sistemimizle tamamen entegre halde.
Sovos on-premise ve bulut tabanlı e-defter ürünleri görünürde hemen hemen aynı olmakla birlikte alt yapısı, back-up’ının alınması, 7/24 izlenebilmesi gibi konularda önemli farklılıklar gösteriyor. On-premise’te bu tarz sorumluklar vergi mükellefinin kendisindeyken, bulut tabanlı çözüm ile birlikte sorumlulukları biz üstlenmiş oluyoruz. Geçiş için: bir başvuru yapmak, erişim account’u almak, web servisi ve portal kullanıcısı sahibi olup ardından mevcutta entegre olunan sistemdeki “end point”leri, yeni bulut ürünün “end pointler”i ile değiştirmek gerekir. Özetle birkaç farklı url’nin güncellenmesi ve kullanıcı adları oluşturulmasıyla bu iş yapılabilir. Farklı ERP/muhasabe programları için çeşitli adaptörlerle geçiş kolaylığı sunuyoruz. Bunun yanı sıra nasıl entegre olabileceğine dair danışmanlık isteyen müşterilerimize projelendirme yoluyla destek verebiliyoruz.
Bir bulut çözüm sağlayıcısı olarak müşterilerimizle her projenin başlangıcında bir araya gelerek sunulan hizmetleri detaylı bir şekilde ortaya koyarız. Sunduğumuz bulut çözümlerde penetrasyon testleri ve güvenlik taramaları, network taramaları, uygulama taramaları, kod taramaları gibi konular bizim sorumluluğumuzdadır. Bununla birlikte ürünün tüm yönetiminin ve güvenli şekilde işletilmesinin sağlanması için güvenlik duvarları, davranışsal analiz sistemleri, tehdit algılama sistemleri, sıkılaştırma sistemleri gibi tüm sorumlulukları da biz üstleniriz. Bunlara ek olarak DRC, back-up, monitoring servislerinin tüm güvenlik bağlantılarının sorumlulukları da bize ait olur.
9 Mayıs 2024 Perşembe günü düzenlenen webinarda; e-Dönüşümde Bulut Çözümlere Geçiş ve Güvenlik Stratejilerine dair merak edilenler ele alındı. Yayın kaydına buradan ulaşabilirsiniz.
GİB’in belirlediği e-Belge yükümlülükleri ile daha önce sadece finans departmanlarını ilgilendiren faturalama ve arşivleme konuları, artık operasyon ve IT gibi departmanları da etkiliyor. Bu kompleks e-Dönüşüm süreçlerinin karşısında ise ‘bulut teknolojisi’, multidisipliner bir çözüm olarak öne çıkıyor.
This blog was last updated on December 9, 2024
Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından belirlenen yükümlüklerle her yıl çok sayıda şirket e-Dönüşüm sisteminin bir parçası olarak e-Fatura ve e-Arşiv Fatura kullanıcısı haline geliyor. Sistemi yeni kullanmaya başlayan şirketlerin ise en sık sorduğu sorular e-Fatura ve e-Arşiv Faturalarda iptal ve iade (ret) işlemleri hakkında oluyor. e-Fatura nasıl iptal edilir, e-arşiv fatura nasıl iptal edilir gibi sorular öne çıkıyor.
e-Fatura’nın iptal ve iade süreci teknik olarak bakıldığında kağıda basılı fatura ile aynıdır. Fakat pratikte bazı işlemler değişiklik gösterir. Bu konuda en sık sorulan soruları yanıtlayarak, akıllardaki belirsizlikleri giderebiliriz.
Türk Ticaret Kanunu’na göre ticari faturalar 8 günlük süre içinde iptal edilebilir. Eğer alıcı taraf faturanın hatalı olduğunu daha geç fark ettiyse, bu durumda e-fatura iptali yerine e-fatura iadesi yapması gerekir.
Alıcıya gönderimi yapılan fatura ile ilgili olarak, tarafların faturanın hatalı düzenlenmiş olduğu konusunda aynı fikirde olması ya da fatura içeriğinin muhatabı tarafından kabul edilmediği durumlarda e-fatura iptal edilir. e-Fatura iptal konusunda bilgileri şu şekilde detaylandırabiliriz:
e-Fatura iptal süresi 8 gündür.
Yasal sürelerde iptal ve itirazı olmayan fatura, alıcısı tarafından kabul edilmiş sayılır. Alıcı e-faturayı yasal süreler içinde reddederse ek bir iptal/itiraz süreci başlatmaya gerek kalmaz. e-Fatura reddi, faturanın tüm içeriğine itiraz anlamına gelir. Reddedilen bir faturanın ise alıcısı tarafından muhasebe kayıtlarına alınmasına gerek olmaz. Reddedilen söz konusu fatura için iade faturası düzenlenmesi gerekmez. Diğer yandan, faturanın içeriğindeki mal/hizmetin hepsine ya da belli bir bölümüne itiraz/geri gönderim talebi olursa, fatura muhasebe kayıtlarına alınmışsa, bu kez iade faturası ile süreç ilerletilmelidir. e-Fatura iade süreci adımları ise şöyledir:
e-Fatura reddi, e-Fatura iptali ile aynı anlama gelir.
Faturanın hatalı düzenlenmiş olması ya da fatura içeriğinin muhatabı tarafından kabul edilmemesi nedeniyle belirtilen süre içinde e-fatura reddedilebilir.
e-Fatura reddedilirse, temel e-fatura ya da ticari e-fatura senaryolarına göre ilerlenir.
Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), 28 Aralık 2023 tarihinde Elektrikli Şarj Hizmetlerine ilişkin iki önemli güncelleme paylaştı. Elektrikli şarj hizmeti sunan işletmeleri doğrudan ilgilendiren bu güncellemelerden biri e-Faturalar, diğeri ise elektrikli şarj ünitelerinin (EŞÜ) paketleri ile ilgili.
7 Ekim 2023’te yayımlanan 551 Sıra No.lu tebliğ ile elektrikli araçlara sunulan şarj hizmetine ilişkin faturanın teslim anında düzenlenmesi zorunluluğu getirildi. Bir diğer önemli değişiklik ise şarj istasyonlarında gerçekleştirilen şarj hizmetlerine ilişkin bilgiler ile bu hizmet karşılığında düzenlenen faturada yer alan bilgilerin, anlık olarak, elektronik ortamda GİB Teknoloji sistemlerine bildirilmesi zorunluluğu oldu. Konuyla ilgili ilk tebliğ ve yeni güncellemeler hakkındaki bilgileri yazının devamında okuyabilirsiniz…
Resmî Gazete’de 7 Ekim 2023 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren, ‘Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 550), e-Fatura uygulamasının kapsamını genişletti. Buna göre:
Şarj Hizmeti Yönetmeliği kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan şarj ağı işletmeci lisansı alan mükellefler ile bu mükellefler tarafından sertifika verilen şarj istasyonu işletmecileri için e-Fatura kullanımı zorunlu hale geldi.
Geçmiş örneklerin aksine bu kez herhangi bir hasılat limiti getirilmeden, tüm işletmelerin e-Faturaya geçişi söz konusudur. Belirtilen alanda halihazırda faaliyette olan işletmelerin 2 Ocak 2024 tarihine kadar e-Faturaya geçiş yapması gerekiyordu. Bu süreçte faaliyete yeni başlayacak işletmeler ise doğrudan e-Fatura kullanmak durumundadır.
Söz konusu işletmeler için e-Fatura kullanma zorunluluğunun başlamasına sayılı gün kala, Gelir İdaresi Başkanlığı konuyla ilgili önemli güncellemeler paylaştı.
GİB, 28 Aralık 2023 tarihli duyurusu ile şarj ağı işletmecisi mükellefler ile şarj istasyonu işletmecilerini ilgilendiren Elektrik Şarj Hizmetlerine İlişkin Fatura Teknik Kılavuzu’nu ve güncellenmiş e-Arşiv Teknik Kılavuzu’nu yayımladı. Aynı zamanda, yeni teknik düzenlemeler ışığında e-Fatura ve e-Arşiv paketleri güncellendi ve duyuruyla birlikte güncel paketler paylaşıldı.
Söz konusu kılavuz ve e-Fatura paket değişiklikleri, 2 Ocak 2024 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi.
**e-Arşiv teknik kılavuzu 3 Ocak 2024 tarihinde tekrar güncellenmiştir.
28 Aralık 2023’te yayımlanan, yeni Şarj Ağı İşletmelerinin Elektrik Şarj Hizmetlerine İlişkin Bildirim Teknik Kılavuzu ile birlikte:
551 Sıra No.lu tebliğ kapsamında, Şarj Ağı İşletmecilerinin hizmet vermek üzere şarj ağına ekledikleri veya çıkardıkları EŞÜ’lere ilişkin bilgileri ve bu bilgiler ait formatı, içeriği, XML şema yapısı, GİB Teknoloji’ye bildirilme usulü ve bildirim zamanına ilişkin hususlar açıklandı:
Kılavuzun 1.1 numaralı bölümüne göre, Şarj Ağı İşletmecisi tarafından, hizmet vermek üzere EŞÜ’lerin şarj ağına eklenmesi veya şarj ağından çıkarılması durumunda EŞÜ sahibi/kullanan mükellefe ait bilgiler, elektronik ortamda GİB Teknoloji’ye gönderilecektir.
Yayınlanan tabloda yer alan günlük bilgiler, her günün sonunda saat 23:59:59’a kadar bir defada toplu olarak elektronik ortamda GİB Teknoloji’ye gönderilecektir.
Bu kılavuzun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde sahada şarj hizmeti veren tüm EŞÜ’lerin sisteme kaydolması gerekmektedir.
551 Sıra No.lu tebliğin dördüncü maddesinde, elektrikli araçlara sunulan şarj hizmetine ilişkin faturanın teslim anında düzenlenmesi öngörülmüştür.
Bununla birlikte, şarj hizmeti verilecek kişilerle asgari altı aylık sözleşme düzenlenmesi, verilen her bir şarj hizmetine ilişkin bilgileri içerecek şekilde bir icmal hazırlanması ve bu icmallerin düzenlenecek faturaya eklenmesi ile bu kapsamda verilen şarj hizmetine ilişkin bilgilerin anlık olarak Başkanlık ile paylaşılması şartlarının sağlanmasına bağlı olarak, verilen şarj hizmetlerine ilişkin olarak yedi günde bir fatura (katma değer vergisi açısından vergilendirme dönemi aşılmamak şartıyla) düzenlenebilmesi mümkündür.
Söz konusu teknik kılavuz ile, şarj istasyonlarından gerçekleştirilen şarj hizmetlerine ilişkin bilgilerin, fatura düzenleme tarihlerine göre formatı, içeriği, XML şema yapısı, GİB Teknoloji’ye bildirilme usul ve zamanına ilişkin hususlar şöyle açıklandı:
Şarj istasyonlarından gerçekleştirilen şarj hizmetlerine ilişkin bilgilerinin anlık ve aylık bildirilmesine ilişkin yükümlülükler 1 Mart 2024 tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir.
Vergi Usul Kanunu (VUK) genel tebliğinde değişiklik yapılmasına dair yayınlanan son tebliğin e-Fatura uygulamasına etkilerini bu yazıda okuyabilirsiniz.
Resmî Gazete’de 7 Ekim 2023 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren, ‘Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 509)’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No: 550), e-Fatura uygulamasının kapsamını genişletti. Kapsam değişikliğindeki ilk düzenleme şarj ağı işletmecilerine yönelik oldu. Buna göre:
Tebliğ’deki bir diğer düzenleme ise ihracat işlemlerine yönelik olarak gerçekleşti:
Söz konusu Tebliğ ile bir değişiklik de ‘V.2. Belgelerin Elektronik Ortamda Oluşturulması’ bölümünde yapıldı:
e-Fatura uygulaması ile ilgili değişiklikleri blog yazılarımız aracılığıyla aktarmaya devam edeceğiz. Sorularınız için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
e-Fatura keserken dikkat edilmesi gerekenleri ele aldığımız blog yazımızı buradan okuyabilirsiniz.
Zuora, Sovos Sertifikalı Vergi Uyumluluk Ortağı Oldu
REDWOOD CITY, Kaliforniya ve PARİS, 19 Ekim 2023 – Modern işletmeler için lider bir monetizasyon paketi sunan Zuora, Inc. (NYSE: ZUO), bugün Subscribed Connect Paris’te, global işletmelerin elektronik fatura (e-Fatura) zorunluluklarını doğrudan Zuora aracılığıyla karşılamalarına yardımcı olmak için global vergi uyumluluğu teknolojisi çözümleri ve hizmetleri sağlayıcısı Sovos ile bir ortaklık kurduğunu duyurdu.
Vergi reformu dünya çapında daha kapsamlı hale geldikçe, çok sayıda ülke küresel e-Fatura zorunluluklarını benimsedi veya benimsemeyi planlıyor. Ancak gereklilikler ülkeden ülkeye değiştiğinden ve yürürlüğe girme süreleri farklılık gösterdiğinden, şirketler hızla yaklaşan standartlara uymakta zorlanıyor. Devletlerin gerekliliklerini karşılayamayanlar, belirli bölgelerde iş yapma onayını veya lisansını kaybederlerse, potansiyel gelir kaybı da dahil olmak üzere düzenleyici ücretler ve sonuçlarla karşı karşıya kalabilirler.
Doğru bir çözümün olmadığı durumlarda, e-Fatura uyumluluğu genellikle faturalama işlemini manuel yapmayı gerektirir. Bu da e-Fatura ağlarına kişiselleştirilmiş bağlantılar oluşturmayı ve dolayısıyla önemli bilgi teknolojisi altyapısı ve kaynakları gerektirir. Sovos ile iş birliği yapan Zuora, periyodik ücretlendirme ile çalışan önceden entegre edilmiş otomatik bir e-Fatura çözümü sunuyor.
Bu ortaklığın bir parçası olarak Zuora, kritik müşteri uyumluluk gereksinimlerini karşılamak için geliştirilen Sovos Sertifikalı Uyumluluk Programı’na katılıyor. Bu program, işlem yönetimi platform sağlayıcılarının Sovos’un sektör lideri olan e-Fatura uyumluluk portföyünden yararlanmaları için sertifikalı entegrasyonlar sunuyor.
Zuora Global İş Ortaklıkları Ekosistemi Başkan Yardımcısı Balaji Subramanian, “e-Fatura gerekliliklerini yerine getirmek için süreci kolaylaştıran Zuora’nın Sovos ile ortaklığı, şirketlerin küresel genişlemeye odaklanmasına ve sürekli büyümeyi teşvik etmesine olanak tanıyacak” dedi. “Artık Zuora ile modern işletmeler, karmaşıklığı azaltmak ve e-Fatura zorunluluklarını tek bir çözümle karşılamak için modern faturalandırma sistemlerinde halihazırda mevcut olan kritik verilerden yararlanabilir.”
Sovos ile yapılan yeni ortaklık Zuora müşterilerine şu imkanları sağlıyor:
Sovos Gelirden Sorumlu Başkanı Alice Katwan, Zuora’yı şu şekilde tanımlıyor:
“Stratejik bir Sovos Sertifikalı Uyumluluk Programı ortağı olarak Zuora, işlem yönetimi kategorisinde müşterilerine global 360° uyumluluk çözümüne erişim sağlayan ilk şirket.”
“Ortaklığımız aracılığıyla sağlanan uyumluluk yetenekleri ve kapsam sayesinde Zuora’nın müşterileri, günümüzün uluslararası vergi gerekliliklerinin yanı sıra gelecekte değişebilecek olan mevzuat düzenlemelerini de karşılamaya hazır.”
Zuora, Sovos ortaklığına ek olarak, e-Faturaların Zuora iş akışı aracılığıyla PEPPOL e-Fatura ağına gönderilmesi için kullanıma hazır PEPPOL veri aktarımı da sağlıyor.
Zuora ve Sovos aracılığıyla e-Fatura hakkında daha fazla bilgi edinmek için bu linke tıklayabilirsiniz.
Sovos Hakkında
Sovos, yasal düzenlemelerin gittikçe arttığı bir dünyada, şirketlere ihtiyaç duydukları güveni sağlar. Modern, bilgi teknolojileri odaklı yaklaşımlarıyla öne çıkan Sovos, ölçeklenebilir, güvenilir ve güvenli yasal uyumluluk çözümleriyle harika bir kullanıcı deneyimi sunar. 70’ten fazla ülkede, Fortune 500 listesinde yer alan şirketlerin yarısı da dahil olmak üzere, her büyüklükten 100.000’in üzerinde müşterisi vardır. Şirketin SaaS ürünleri ve tescilli Sovos S1 Platformu, çok sayıda profesyonel iş uygulaması ve devletlerin yasal uyum süreçleriyle entegredir. Hg ve TA Associates bünyesinde faaliyet gösteren Sovos’un Amerika ve Avrupa’da ofisleri bulunmaktadır. Daha fazla bilgi için http://www.dev.sovos.com adresini ziyaret edebilir ve bizi LinkedIn ve Twitter üzerinden takip edebilirsiniz.
Zuora, Inc. Hakkında
Zuora, tüm sektörlerdeki modern işletmeler için önde gelen bir monetizasyon hizmeti sağlayarak şirketlerin müşteri odaklı iş modellerinin kilidini açmasına ve büyütmesine olanak tanır. Zuora, nakit teklifinin tamamını ve gelir tanıma sürecini geniş ölçekte paraya çeviren ve düzenleyen akıllı bir merkez olarak hizmet ediyor. Sektör lideri teknolojisi ve uzmanlığı sayesinde Zuora, BMC Software, Box, Caterpillar, General Motors, Penske Media Corporation, Schneider Electric, Siemens ve Zoom dahil olmak üzere dünya çapında 1.000’den fazla şirketin doğrudan, dijital müşteri ilişkilerini geliştirmesine ve bunlardan para kazanmasına yardımcı oluyor. Genel merkezi Silikon Vadisi’nde bulunan Zuora’nın Amerika, EMEA ve APAC’ta dünya çapında ofisleri bulunmaktadır. Zuora monetizasyon hizmeti hakkında daha fazla bilgi edinmek için lütfen http://www.zuora.com/ adresini ziyaret edin.
© 2023 Zuora, Inc. Tüm Hakları Saklıdır. Zuora, Abone Olunan, Abonelik Ekonomisi, Abonelik Ekonomisini Güçlendirmek, Abonelik Ekonomisi Endeksi, Zephr ve Abonelik Deneyimi Platformu, Zuora, Inc.’in ticari markaları veya tescilli ticari markalarıdır. Yukarıda belirtilen üçüncü taraf ticari markalar ilgili şirketlerin mülkiyetindedir. Bu basın bültenindeki hiçbir şey aksi yönde yorumlanmamalı veya Zuora, Inc.’in herhangi bir üçüncü tarafının veya bu basın bülteninin herhangi bir yönünün onayı, tasdiki veya sponsorluğu olarak yorumlanmamalıdır.
İleriye Dönük Beyanlar
Bu basın bülteni, otomatik e-Fatura çözümünün beklenen faydaları ve sürümlerine ilişkin ifadeler dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere, bir dizi risk, belirsizlik ve varsayım içeren ileriye dönük ifadeler içermektedir. Tarihi gerçeklere dayanmayan tüm ifadeler ileriye dönük ifadeler olarak kabul edilebilir. Gerçek sonuçlar, Zuora’nın 1 Haziran 2023 tarihinde Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) sunduğu Form 10-Q Üç Aylık Raporu’nun “Risk Faktörleri” bölümünde detaylandırılan riskler ve Zuora’nın zaman zaman SEC’e sunabileceği diğer belgeler dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere bir dizi faktör nedeniyle ileriye dönük beyanlarda belirtilen veya ima edilenlerden önemli ölçüde farklı olabilir. Bu basın bültenindeki ileriye dönük ifadeler, bu basın bülteninin tarihi itibariyle mevcut beklentilere dayanmaktadır ve Zuora, yeni bilgiler, gelecekteki olaylar veya başka bir nedenle ileriye dönük ifadeleri güncelleme veya revize etme yükümlülüğünü üstlenmemektedir. Bu basın bülteninin piyasa verilerini ve diğer bazı istatistiki bilgileri de içerdiği ölçüde, tahminlere, öngörülere, projeksiyonlara veya benzer metodolojilere dayanan bu bilgiler doğası gereği belirsizliklere tabidir ve gerçek olaylar veya koşullar bu bilgilerde yansıtılan olaylardan ve koşullardan önemli ölçüde farklı olabilir.
KAYNAK: ZUORA FINANCIAL
Medya İletişim:
Margaret Pack
press@zuora.com
619-609-3919
E-belgeler veya elektronik belgeler, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde, her şekil ve büyüklükteki işletmelerde kullanımı hızla artmaktadır.
Otomatik e-belge alışverişi, ülke bazında benimsenen nispeten yeni bir fenomen olsa da, işletmenizin anlamaktan ve potansiyel olarak kullanmaktan yararlanacağı temel evrensel bilgiler vardır.
Bu blog, gerekli e-belge bilgisi için tek adresiniz olarak hizmet verecektir.
E-belge, elektronik bir işlem belgesi veya mesajıdır ve genellikle otomatik bir iş sürecinde kullanılır.
İşletmelerin dijitalleşmesi hızlandıkça, ister ulusal bir vergi dairesine gerçek zamanlı olarak gönderilen elektronik fatura ister şirketler arasında takas edilen bir elektronik mal makbuz notu olsun, elektronik belgelerin kullanımı da artıyor.
Elektronik belgeler ve PDF’ler gibi diğer dijital belgeler arasındaki fark, e-belgelerin makine tarafından okunabilir olması ve genellikle çevrimiçi platformlar veya yazılımlar tarafından değiştirilmesidir..
Bununla birlikte, çok sayıda e-belge türü vardır ve her ülkenin benimsenmesi konusunda kendi duruşu ve potansiyel yetkisi olduğundan çok az standardizasyon vardır. Avrupa Birliği, AB’de dijital işlemleri ve hizmetleri kolaylaştırmak için e- Devlet Eylem planı ve e IDA S düzenlemesi kapsamındaki çabalarının bir parçası olarak, tanımlar ve kurallarla birlikte çalışabilirliğin artırılması için e-belgelere yaklaş ımı üzerinde uzun süredir çalışıyor..
Ek olarak, İngiltere kısa süre önce ticaret belgelerinin dijitalleştirilmesine ve potansiyel olarak kağıtsız küresel ticaretin dijitalleştirilmesine yönelik büyük bir adım olan Birleşik Krallık’ın Elektronik Belge Ticareti Yas asını kabul etti.
İş akışlarını ve işlemleri kolaylaştırmaya, sınır ötesi ticareti kolaylaştırmaya ve maliyetlerden tasarruf etmeye yardımcı olan çok çeşitli elektronik belgeler vardır.
Örneğin Türkiye’deki e-belge zorun lulukları şunları içerir:
Bazı ülkelerde kullanılan diğer elektronik belgeler şunlardır:
Son yıllarda, Romanya gibi ülkeler vergi mükelleflerinin mal taşımacılığı başlamadan önce nakliye belgesinin onayını almak için elektronik bir irsaliye sistemi kullanmalarını gerektiren bir sistemi benimsemesiyle, taşımacılıkta dikkate değer bir uygulama olmuştur. E-taşıma belgelerinin küresel yükselişi hakkında daha fazla bilgi edinmek için özel blogum uzu okuyun.
Son birkaç yılda kullanımda katlanarak artış gösteren belirli bir e-belge e-faturadır. Ülkeler sürekli işlem kontrollerini (CTC) ve e-faturalama düzenleyici yükümlülüklerini geliştirdikçe elektronik faturaların popülaritesi artmıştır. Fransa, İspanya ve Polonya gibi ülkel erin tümü, vergi mükelleflerinin fatura elektronik olarak göndermelerini gerektiren e-fatura zorunlulukları getirmeyi planlıyor.
Daha fazla bilgi için kapsamlı e-faturalama kılavuzum uzu okuyun.
Elektronik belgelerin faydalı olmasının birçok nedeni vardır, bu da vergi idarelerinin neden küresel olarak e-belge zorunluluklarını uyguladığını açıklar.
E-belgelerin kullanımının birincil nedeni, genellikle iş akışlarının otomasyonuna izin vermeleri, ilgili taraflar için güvenliği, doğruluğu, şeffaflığı ve maliyet tasarrufunu artırmalarıdır. Dokümantasyon oluşturma ve değiş tokuş etme sürecini otomatikleştirmek hata riskini azaltır, bilgilerin sorunsuz bir şekilde iletilmesini sağlar (daha fazla şeffaflık isteyen vergi makamları dahil) ve kağıda olan bağımlılığı azaltır (çevresel fayda sağlar).
İşletmelerin elektronik belgeleri kullanmasının bir başka nedeni de, vergi dijitalleştirme kontrollerinin bir parçası olarak bunu yapmakla yükümlü olmalarıdır. Artan miktarda vergi makamı, belgeleri elektronik olarak göndermeyi zorunlu kılıyor ve uyumsuzluk nedeniyle cezayla karşılaşmak istenmiyor. CTC rejiminin benimsenmesi arttıkça, işletmelerin yeni e-belge yükümlülüklerini yerine getirme ihtiyacı da artıyor.
E-belgelerin uygunluk koşulları ulusal kurallara bağlı olarak değişir, ancak rejimler arasında bazı tipik koşullar vardır.
Vergi dijitalleştirme kontrolleri bağlamında, e-fatura gibi en çok düzenlenmiş e-belge türlerinden bazıları için geçerli olan koşullar şunları içerir:
Elektronik belgeler ve dijital belgeler arasındaki fark sıcak bir konudur. “Dijital” ve “elektronik” birçok kişi tarafından birbirinin yerine kullanıldığı düşünüldüğünde ikisi arasında kafa karıştırmak kolaydır, ancak farkı anlamak önemlidir.
Dijital belgeler genellikle fiziksel bir belgenin dijital bir analogudur – taranmış bir belge, fotoğraf veya PDF düşünün – ve çoğu zaman insanların okuması ve sindirmesi kolaydır. Dijital belge örneği, e-posta yoluyla PDF olarak gönderilen bir fatura olabilir.
Elektronik belgeler, bilgisayarlar tarafından ve bilgisayarlar için oluşturulan veri dosyalarıdır ve biçimlendirmeleri nedeniyle insanların okumasını zorlaştırır. Bu tür veriler – yapılandırılmış bir e-faturada görülenler gibi (örn. XML) – insanların müdahalesi olmadan bir sistemden diğerine gönderilmesi amaçlanmıştır.
Sovos’un yazılımı, işletmelerin e-faturalama uyumluluğu ve arşivleme dahil olmak üzere CTC yükümlülüklerini yönetmesine olanak tanır.
Dünya dijitalleşmeye devam ederken, gelişen düzenlemeleri takip etmek ve işletmeniz için en iyi uygulamaları takip etmek önemlidir. Sovos ile çalışarak işletmeniz şunları yapabilir:
Sovos’un CTC çözümleri hakkında daha fazla bilgi edinin.